30 Eylül 2009 Çarşamba

Yazıklar Olsun

Bursaspor - Diyarbakırspor maçında yaşanan olaylar son 2-3 güne damgasını vurdu gerçekten. Kavgalar, karşılıklı söylenen kötü laflar, atılan yabancı maddeler, tarafların başkanlarının açıklamaları ve daha niceleri...
Aslında birkaç hafta öncesinde Diyarbakır’daki Fenerbahçe maçında yaşanan olaylardan bahsederek başlayalım. Diyarbakır’ın maç başında sert oyununa ‘tamam’ diyebiliriz. Bu takım lige yeni çıkmış, kendilerine toplama takım denip belki küçümseniyorlar. Bu yüzden olmalı ki kendileri de iyi olduklarını kanıtlamak için teknik özelliği yüksek Fenerbahçe oyuncularına karşı ikili mücadelelerde oldukça serttiler. Belki yıldırma tekniği falan. Bunda oldukça başarılı giderlerken, Diyarbakırspor takımı asıl rakiplerinin Fenerbahçe olmadığını taraftarlarının gösterdiği çirkin davranışlarla anlıyordu. Nitekim oyuncuların da konsantresi dağılmış olmalı ki öne geçtikleri maçı bile kaybediyorlardı. Bence yenilgideki en büyük nedenlerden biri taraftarlardı. Bazı provokasyon ve zarar verme amacı taşıyan bu taraftarlar yüzünden saha kapatma cezaları da peşin sıra geliyordu. Ben taraftarı olmasam da o maçı Fenerbahçe’nin kazanması için dua ediyordum. Çünkü hak etmiyorlardı hiçbir şeyi...Ne 3 puanı, ne de süper ligi. O maçtan sonra ben şundan yüzde yüz eminim ki; bütün Fenerbahçeliler Diyarbakırspor’dan ve onu destekleyenlerden nefret etmeye başladı. Bunun yanında diğerler takımların taraftarlarını da koyarsak bu kızgınlık ne haddeye geldi onu siz düşünün. Böyle bir referansa sahip Diyarbakırspor taraftarlarını bu sefer stattan canlı olarak görme fırsatım oldu. Atatürk stadı hınca hınç doluydu ki biletim olmasına rağmen ben ve yüzlerce kişi maçı ayakta izledi. Sadece maçı izlemedik tabi ki. Hemen sağ tarafımızda 300 kadar olduğunu tahmin ettiğim rakip takım seyircisi yerini almış zurna eşliğinde halay çekiyorlardı maç başlamadan hemen önce. Ama aralarındaki birkaç kendini bilmez sırıtıyordu ellerindeki bazı bayraklarla. Ardından İstiklal Marşımız için tüm stat ayaktayken o 300 kişinin içinde oturanların olması herkesin dikkatini çekiyordu. Bunlar da olayların fitili yavaş yavaş ateşleniyordu. Zaten bu taraftar grubuna önceden beri kızgın olan Bursasporlular da sözlerini eksik etmiyorlardı. Ardından goller ile iyice çılgına dönüyordu Diyarbakırsporlular. Aralarından masum olanlar da kenara çekilmiş olaylardan uzak durduklarından belli oluyorlardı. Aralarda adrenalin iyice artıyor, koltuklar da sökülüp atılıyordu tabi ki. Maç sonarlına doğru ikinci bir çevik kuvvet ekibi daha giriyordu azalan ama saldırgan taraftarların arasına. Polisin gözü önünde üzerimize atılan taşlar, şişeler, koltuklar. Her iki taraf ta çığırından çıkmıştı artık. Sözlü ya da maddeli atışmalar her iki tarafta da vardı. Gözümün önünde karşıdan gelen şişenin bizim tribünde ki güvenlik görevlisinin tam suratına inmesini de an be an yakalıyordum. Hani çoğu kez haber programlarında gördüğümüz eli taşlı, sopalı korsan göstericiler her tarafı yakıp dökerler ya, nerdeyse öyle bir olay yaşanıyordu orada. Sadece maskeler eksikti surtlarda. Olaylar bu şekilde maç bitimine kadar devam etti.
Tahminime göre çoğu provokasyon amacı taşıyan bu taraftar kılığındaki kişiler ayrıca Diyarbakırspor başkanını da sevmediklerini ve Türk futboluna hizmet etmek isteyen bu kulübe ve Türk futboluna köstek olmaya çalıştıklarını tahmin ediyorum. Belki de Çetin Sümer her yerde barış ve dostluk mesajları verdiğindendir bu. Peki ya şimdi bu medyada olayların sorumlusu olarak yüzde doksan oranla Bursaspor taraftarı ilan ediliyor. Bursa’nın açılıma köstek olduğu bile dile getiriliyor. Başkan, yönetim ve bazı taraftarlar da özürlerini bildiriyor Bursa tarafında. Bence kendilerini bu kadar suçlu gösterenlere karşı boyun eğmemeli Bursalılar. Çünkü olaylar çok önceden başladı. Kısacası bu taraftar kılığındaki kişiler bazı amaçlar uğruna bu takıma,Türk futboluna kısacası ülkeye büyük bir zarar vermeye çalışıyor. Bu olayların bundan sonra da her fırsatta devam edeceğinden de adım gibi eminim. Ülkede herkesi birbirine düşürmeye çalışanlar yavaş yavaş bu hedeflerini gerçekleştiriyor. Ne yazık bizlere ki düşmanımızı Bursaspor ilan ediyoruz.
Allah herkesi cahilin şerrinden korusun!

29 Eylül 2009 Salı

Alışveriş Terapisi

Nemanja ve Ana çifti baya alışveriş hastasıymış... Belki de futboldaki yorgunluğunu böyle atıyordur. Ee para var, başarı var, huzur da var böylece...

28 Eylül 2009 Pazartesi

İnciler #8

"Bazı zamanlar gürültü çıkaran bir komşunuz olur ve onunla yaşamak zorunda kalırsınız. Ses yapmasına rağmen bişey yapamazsınız. Fakat bugün gösterdiğimiz gibi bizim yapabileceğiniz şey; hayatınızı yaşamaya devam etmeniz, televizyonunuzu açıp sesi biraz daha fazla arttırmanız." Alex Ferguson Mancester City konusunda kapatmaktan yana değil. "Eşim bana şimdiye kadar favori futbolcusunun kim olduğunu söylemedi ama Beckham ile çektirdiğ iki fotoğrafı var." Fabio Capello Beckham'ı Güney Afrika'ya götürmemekten bu nedenle çekiniyor olabilir.
"Kendimi birinin evine girip, birçeyleri yürütüp çantasına atarak kaçmış bir soyguncu gibi hissediyorum." Blackpool menejeri Ian Holloway Nottingham'ı deplasmanda devirmeleri ile ilgili konuşuyor.
" O hayatımda gördüğüm en çirkin şey. Yüzüklerin Efendisi'ni ve tuhaf görünen insanların olduğu filmler izledim ama bir insan oğlu olarak beni şoke etti." David Haye rakibi "Doğunun Canavarı" lakaplı dev boksör Nikolay Valuev ile ilgili konuşuyor.
" Danny Murphy saha dışına geldiğinde elimi sıktı ve dedi ki: 'Umarım üst sıralarda kalırsınız.". Ben de neredeyse 'Umarım siz de kalırsınız.' dicektim ki dilimi ısırdım, boşverdim." Mick McCarthy takımı Wolves'in Murphy'nin Fulham'ını 2-1 lik skorla göndermelerinden sonra.
" Genç çocukları nereye kadar öveceğimden hiç emin değilim. Çünkü daha sonra onu Mecedes sürerken göreceksiniz ve üzerinde dizine kadar çoraplar, kulağında 4 küpe ve Walt Disney şapkası olacak." Norwich patronu Paul Lambert genç orta sahası Korey Smith ile ilgili konuşuyor.
" Belki doğum günüm için bir peynirli kek." Juan Martin Del Potro'nun Amrika Açık zaferinden kazandığı parayla ne alacağı üzrine sorulan soruya verdiği cevap.
" Peynirli kek. Kesinlikle. Yumurta ve domuz pastırması, İngiliz kahvaltısı, bunları çok seviyorum. Yumurta ve pastırma kahvaltıda harika oluyor." Chelsea patronu Carlo Ancelotti İngiltere'deki favorileri şeyleri üzerine. " Honduras'ta top kapma yeteneği üzerine Hendry Thomas'ı 'El Doctor' diye çağırıyorlar ama insanları hastaneye gönderdiği için değil. Bir şeyleri tedavi eden bir hekim gibidir o." Wigan teknik direktörü Roberto Martinez orta saha oyuncusu hakkında.


" En uzun değil ama atlayabiliyor." Alan Smith Tevez'in eşi olmayan kabiliyetini tarif ediyor.
" İlk yarıda oldukça tembeldik ama ikinci yarıda bir kazanan olacaktı." Nottingham Forest patronu Billy Davies 1-1 kaldıkları Ipswich maçından sonra konuşuyor.Haftanın Tezahüratları
" Hey Chelsea, Çocukları rahat bırak." Aston Villa taraftarlarından Chelsea'nin transfer cezasına gönderme.

" Bize sadece 5 sterline patladı." Morecambe Shrimps taraftarları 2-1 kazandıkları maç sonrası parası bol Notts County'e gönderme yapıyor.

Bir Anons
"Oxford United bugünkü muhteşem katılımdan dolayı taraftarlara teşekkür etmek ister. Bugünkü seyirci sayısı 5688... 5600'ü Oxford'lu." Oxford'un stad anonsçusu Eastbourne Borough taraftarlarının azlığı ile dalga geçiyor.

25 Eylül 2009 Cuma

Bu Nasıl İştir ?


Çanakkale Dardanelspor 28 Eylül Pazartesi günü Karabük'le deplasmanda oynayacak. Türkiye Kupası programına göre ise 30 Eylül Çarşamba günü Adanaspor - Çanakkale maçı var. İki günde iki deplasman.. Böyle birşeyin olmaması lazım. Türkiye kupası maçımız perşembe gününe alınmalı. Türkiye Kupası bizim takımımız için de önemlidir.
İşin daha ilginç yanı da bugün belli oldu. Karabükspor maçını perşembe oynarken, Çanakkale maçını çarşamba oynuyor. Karabük ile Adana arasında uçak olmayacağından salıgünü kara yoluyla Ankara'ya geçip, hava yoluyla Adana'ya uçacak. Duyarsızlığın bu kadarı olur yani..
30 Eylül Çarşamba
18.00 Adanaspor-Dardanelspor (Adana 5 Ocak)
1 Ekim Perşembe
18.00 Samsunspor-Kardemir Karabükspor (Samsun 19 Mayıs)

Benziyorlar Kardeşim #5


Real Madrid'in 23 yaşındaki başarılı defans oyuncusu İspanyol Sergio Ramos Garcia...
Kayseri'nin geçtiğimiz yıl Altay'dan transfer ettiği, bu sene milli takıma kadar yükselen 21 yaşındaki gelecek vaadeden savunma oyuncusu Eren Güngör...

24 Eylül 2009 Perşembe

Şort Çıkarma Sevdası

İtalyadakiler bu işi seviyor.





video

Nike'ın Evra Reklamı

The Game is Never Over

video

Geçen Sezon - Bu Sezon / Sivasspor-Bursaspor

Geçen sezonun 4.haftası. Yer Sivas. Maçın adı Sivasspor - Bursaspor. Skor 3-1 Sivas lehine. Sivasspor kadrosu : Petkovic, Murat, Bilica, Abdurrahman, Faruk, Musa, Sergio, İbrahim, Sezer, Mehmet Yıldız, Herve Tum.. Sonradan girenler ise Sylla, Diallo, Balli..
Bu sezonun 6.haftası. Yer Sivas. Maçın adı aynı. Skor 3-1 Bursaspor lehine. Sivasspor kadrosu: Akın, Murat, Sedat, Yasin, Hayrettin, Zita, Musa, İbrahim, Cihan, İbrahim Şahin, Ersen Martin. Sonradan girenler ise ; Sezer, Kamanan, Erman..
14 kişiden aynı olan isimler Murat, İbrahim Dağasan ve Sezer Badur. Sakatlıkları olanlar var tabii. Bu yüzden de bu kadar kişi değişmiş. Benim asıl değinmek istediğim konu bu değil. İşin ilginç yanı şu. Geçen sene Bursasspor'un Sivas'a çıktığı 11'den bu sene Sivas'ta ilk 11 çıkan sadece üç kişi aynı. Yani iki takımda ciddi bir değişime girmiş. Fakat burada geçen sezon Bursaspor maçının galibi ve geçen senenin iyi takımı Sivasspor'un değişime ihtiyacı var mıydı ? sorusu akla geliyor. Yenilen taraf her zaman yeni arayışlarda olmalıdır. Çünkü o başarısızdır. Nitekim ders alınmış ve doğru bir değişim yapmış Bursaspor.
Sivasspor için önümüzdeki iki hafta çok önemli. Galibiyetle tanışmaları lazım. Her mağlubiyet sonrası işler daha da kötüye gitmeye başlayacak. Düşme korkusunu yakından hissedebilirler. Gereksiz değişim onların başına büyük bir bela açabilir. Bu sene başarılı olacak diğer Anadolu kulüplerine ders olacak nitelikte Sivasspor'un yaptığı ve bu sene geldiği durum..

23 Eylül 2009 Çarşamba

Gençlerbirliği'nin Hakkı


Ankaraspor, Ankaragücü muhabbetleri bir süre herkesin gündemini meşgul etti. Bunlar olurken geçen senelerden ders alan bir takım da yavaş yavaş kendisinden söz ettirmeye başladı. Bu sene açılmaya başlayan Kahe'si ile, Harbuzi'si ile, Mustafa ve Orhanı ile ve tabii ki Thomas Doll'u ile. Sevinmiyor değilim başarılarına. Yıllardır Türk futboluna birşey vermeye çalışan Ankara'nın tek kulübü Gençlerbirliği. Seyirci sayısında da sanki bir yükselme var bu sene. İyi futbol oynamaya çalışıyorlar. Trabzon maçı onlar için önemli bir sınav olacak. Kaybetseler bile güzel futbol oynayacaklarını düşünüyorum. Sportif başarıda Ankaragücü ve diğer Ankara takımlarına bariz bir üstünlük sağlayan Gençlerbirliği, umarız birgün seyirci sayısında da Ankara'nın en tepesinde olur. Bunu Ankaragücü'nden daha çok hakettikleri kesin.

Liverpool'un Sponsorluk Anlaşması Sonrası


Öyle Değil Böyle


Hatalısın Bellamy...

22 Eylül 2009 Salı

United Son Dakikaları Sever

Owen'ın City'ye attığı son dakika golü United'in attığı ilk son dakika golü değil. İşte diğerleri...

Solskjaer ve Sheringham - 1999 Şampiyonlar Ligi - Bayern maçı

Rio Ferdinand - 2006 - Liverpool maçı



C.Ronaldo - 2007 - Sporting Lizbon maçı


Vidic - 2008 - Sunderland Maçı


Macheda - 2009 - Aston Villa Maçı

ThatNightInIstanbul

video

United Ladies

Old Trafford'da United oyuncuları City galibiyeti için uğraş verirken, karıları da şıklık için uğraş vermişler..Sırasıyla Ana Vidic, Daniela Martins(Nani), Coleen Rooney...


Ç.Dardanel - Ordu / Hayata Dönüş 1-0

Geçen sezondan süregelen bir iç saha fobisi. İlk 4 haftada alınan 3 puan. Ve karşısında kendisi gibi şiddetle 3 puana ihtiyacı olan bir Orduspor. Çanakkale Dardanelspor maça bu durumda başlıyordu. Takımın kadrosunda iki değişiklik vardı. İki değişikle birlikte taktikte de bir değişiklik gözlemledim. Diallo savunmanın sağına geçmişti. Defansın ortasında geçen senenin vazgeçilmez ikilisi Murat ve Selçuk görev aldı. Savunmanın sağında görmeye alıştığımız Atahan orta sahanın sağında maça başladı. Bayram ve alınan kötü sonuçlar nedeniyle Konya ve Buca maçından daha az seyirci vardı 18 Mart'ta.


Maça gelince.. İki takım da çok iyi savunma yaptı. Net pozisyon sıkıntısı yaşadı her iki takımda. İlk yarıda fazla birşey olmadı. Forvetlerimiz Koray ve İlyas gene etkisiz kaldı. Kapalı savunmalara karşı ne yazık ki ikisi de çok etkisiz. Savunmanın hatasını beklemekten başka birşey yapmıyorlar. İkinci yarıda daha etkiliydik. Mücadele gücümüz daha da yükseldi. 70.dakikadan sonra baskıyı iyice arttırdık. Orduspor ikinci yarı bir puan için oynadı. Bir forvet bıraktılar sadece ileride. Tam bu anlarda yapılan İlyas-Mendy değişikliği çok doğruydu. Ve son dakikalarda gelen Thomas Mendy'nin golü herkesi sevince boğdu.


Öyle ya da böyle bu maçı almamız gerekiyordu. Belki iyi oynamadı takımımız ama Orduspor'dan daha çok istedik. İç saha fobisi inşallah bu maçla son bulmuştur. Orduspor iyi bir takım değil bence. Bu sene geçen seneki gibi değiller. Bu bizim takımımızı kandırmalı. Bu konuları da pek konuşmak istemiyorum aslında. Galibiyet bizi çok sevindirdi. Bunun sevincini yaşamalıyız birkaç gün. Cuma gününden sonra düşünmeye başlarız Karabükspor maçını. Takımımızı tebrik ediyoruz. Bu galibiyet ilaç gibi geldi.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Bayramınız Kutlu Olsun


Yarın bayram. Tüm ziyaretçilerimizin bayramını kutlarız. Nice güzel ve mutlu bayramlara..

İddaa'da Cumartesi


İddaa'yı maç takip için oynayanlardanız. Birkaç maç yorumlayayım dedim..


* Bolton-Stoke maçının 0-2 olacağını düşünüyorum 1.55 oran

* Altay-Mersin maçı için Altay'a verilen oran 1.40.. Eğer bu maça oynanacaksa 0-2 oynanır bence. Çok zorlu ve üç ihtimale açık bir maç..

* Ankaragücü-Gençlerbirliği maçının bol gollü olacağını düşünüyorum.. İlk seçenek üst

* Samsunspor, Kocaeli maçında ilk galibiyetini alacak gibi..

* Stuttgart, Köln karşısında iki farklı galibiyet alabilir. Handikaplı maç kodu yazılabilir kupona..

* Diyarbakır-Manisa maçının sonucunu merakla bekliyorum. Bence Manisa'nın kazanma ihtimali daha yüksek. En azından 0-2 lik oranı da güzel..2.70 veya 1.42'lik oranlar güzel..

* Malaga-Santander maçında da favori Malaga bana göre.

18 Eylül 2009 Cuma

Crackovia

TV3 bir Katalan televizyonu. Bugün o kanalda yayınlanan bir programın videolarını izledim. Programın ismi Crackovia. Polonia adlı programın futbolla ilgili olan versiyonu. Genelde Real ve Barca oyuncularının taklitleri yapılmış. Puyol ile ilgili videolar fazla. Guardiola takliti oldukça başarılı. Mimikler ve makyajlar gerçekten çok güzel. Aşağıda iki video ekledim. Gerçekten güzel videolar. Daha fazlası için :

http://www.tv3.cat/videos/1487369/Txigrinski-i-Puyol-es-fan-amics

video video

Hamburg Otobüsü

video

Hamburg'un Viyana seferi kötü bitti. Videoda da görüldüğü gibi kötü biten Avusturya macerası iyi de başlamamış zaten...

Xabi Alonso Nereye Bakmış Öyle

Zürih-Real Madrid maçı öncesi ilginç bir kare..

Roger Milla


Dünya Kupası'nda gol atan en yaşlı futbolcu. 6-1 biten Rusya-Kamerun maçında takımının tek golünü attı. 42 yaşındaydı o zaman. 2004 yılında Pele'nin seçtiği en iyi 125 futbolcu arasındadır. Afrika'da son 50 yılın en iyi oyuncusu seçilmiştir. 90 Dünya Kupası'nda toplamda attığı 4 golle Kamerun'un çeyrek finalinde önemli rol oynamıştır. İlk kez bir Afrika takımı çeyrek final oynadı 1990'da. Sadece Kamerun için değil tüm Afrika için önemlidir bu yüzden.

17 Eylül 2009 Perşembe

Portsmouth'un Tek Çaresi Yılmaz Vural


Hani derler ya kendi eden kendi bulur aynı öyle birşey bu. Herşey geçen sene başladı aslında. Benjani'yi seven biri olarak ona Pompey forması çok yakışıyordu. Hele Fratton Park'ta yaptığı o gol sevinçleri Hem Benjani'ye hem de Portsmouth'a sempatiyle yaklaşmamızı sağlıyordu. Ve tabi ki önemli parçalardan biri de Kranjcar.



Her ikisini de sattı Portsmouth. Defoe iyi bir ritim tutturmuştu ama Tottenham'a geri döndü. Crouch vardı o da gitti. Geriye hiçbir şey kalmadı desek yeri. Transferin son gününde takıma çok iyi oyuncular aldılar aslında. Ama bir kere takım dengesi bozulmuştu. Toplama takım halinde şuan Portsmouth. Savunmada Kaboul, Van den Borre, Ben Haim, Finnan. Başarılı ve tecrübeli defans oyuncusu hepsi. Orta saha çoğunlukla yenilerden oluşuyor. O'Hara, Mokoena, Basinas.. Diop artık eskisi oldu takımın. Forvette Piquionne var ama henüz bir golü var onun ligde. Kanu, Utaka ve Aruna Dindane. Aruna henüz forma giyemedi takımda. Sonuç olarak bir takım ortamı henüz oluşamadı. Oluşamaması da gayet normal. Beş maçta sıfır puanla son sırada yer alıyorlar. Haftasonu da deplasmanda Villa ile karşılacaklar. Altıda sıfır olmaması şaşırtıcı olmayacak. Yedinci haftada Everton maçı bir çıkış maçı olabilir belki ama Everton da kötü. Onlar da puan almak isteyecektir. Portsmouth şuan Türkiye'de olsa büyük ihtimal hocası kovulurdu. Beş hafta sonunda evinde üç maç kaybeden teknik direktörün takımının başında kalması zordu. Ve yerine geçebilecek isimlerden biri de Yılmaz Vural olurdu. Şuan Portsmouth İngiltere'nin Kasımpaşa'sı konumunda. Portsmouth'un da tek çaresi Yılmaz Vural mı acaba? Kasımpaşa'nın ufkunda Bank Asya görünüyor. Pompey'in gene şansı var. Kadrosu toparlanabilir. Ve ondan daha güçsüz takımlar bulunuyor Premier Lig'de. Kasımpaşa'nın düşmesini ne kadar istiyorsam, Portsmouth'un düşmesini o kadar istemiyorum..

Adebayor'un Forması Cayır Cayır

Arsenal taraftarları çok sinirli. Onlardan biri de 25 numaralı Adeayor formasını yakıyor

video

Evra Der Ki...


it was an amazing atmosphere.
"at the end i clapped the supporters because the noise was just incredible. "if you are not excited to play a game like that you never will be. "this wall of noise was there from the moment we began our warm-up right until the final whistle.


inanılmaz bir atmosferdi. maçın sonunda taraftarları alkışladım çünkü çıkan ses inanılmazdı. eğer böyle bir maçta da oynamaktan heyecan duymayacaksınız, hiç bir zaman heyecan duymazsınız. o ses duvarı, ısınmaya başlamamızdan son düdüğe kadar her an oradaydı'

Çağdaş Atan gibi futbolcular da var Evra. Nankör desen yeri o futbolculara. Nice dünya yıldızı övdü Beşiktaş tribünleri ama Çağdaş efendi beğenememişti. Bu yorumlar tüm Türkiye adına sevindirici..

Rafael Benitez'in 300. Maçı


Rafa Benitez dün akşam Liverpool'un başında 300. maçına çıktı. 5 senedir İngiltere'de. Kendine has bir oyun tarzı yaratmayı başardı orada. Fakat Liverpool tarihine baktığımızda 300 rakamı çok fazla değil. Bill Shankly 783 maça çıkmış Liverpool'la. Ve Liverpool'la yaşadığı sayısız zafer var. Rafa ikinci bir Shankly olmak istiyorsa şampiyonluk yaşatmalı bu takıma bir an önce. Herşeye rağmen başarılı bir teknik direktör ve Liverpool'un başında da onu görmeye alıştık. Voronin, Degen gibi başarısız transferleri de var. Takımdaki İspanyollar da azaldı. Bu sene de şampiyonluk zor gibi duruyor. Deplasmanları bir türlü iyi oynayamıyor Liverpool. Alex Ferguson, Wenger gibi bir efsane olabilecek mi bakalım Rafa. Önümüzdeki yıllar gösterecek...

17 Eylül 1967: Türk Futbolunun Heysel'i


17 Eylül 1967. Yer Kayseri. Kayserispor-Sivasspor maçı. 40 ölü. Aşırı yüklenme sonucu havasızlıktan olmuş ölümlerin çoğu. Türk futbolunda bir daha görmek istemeyeceğimiz bir olay. Neyse ki o olaydan yıllar sonra Kayseri ve Sivas arasında herhangi bir husumet olmuyor. Sivas'ta düzenlenen Cumhuriyet Kupası'nda Kayseri'yi görebiliyoruz. Kayseri'de de meşhur caddelerden birinin ismi Sivas Caddesi. Ölen kişileri saygıyla anıyoruz

Eto'o Xavi'yi Çok Arar


Bir yanda basketbol bir yanda bu maç. Basketbolda ilk dakikalardaki oyunu görünce futbola döndüm tamamiyle. İki takım da beraberliğe razı gibiydi bütün maç boyunca. Barcelona'ya şut çekmek yasaktı sanki. Sneijder de Milan,Parma ve bu maçta bir sürü şut çekti ama hala golü bulamadı. Üstelik şutların hepsi de çok iyiydi. Şanssız bu konuda. İbrahimovic daha etkili oldu Etoo'dan. Nedeni belli aslında. Xavi gibi bir adam vardı arkasında. Müthiş toplar attı. Bugünün yıldızlarından biriydi. Henry'i de çok beğendim. Muntari günün en etkisiz isimlerindendi. Karşında Dani Alves olunca böyle oluyor. Ona da suç bulmamak lazım aslında. Barcelona ikinci yarı tamamen kontrolü elinde tuttu. Ama çok pas yaptılar. Inter'i bir ara hiç çıkartmadılar. Inter'e hiç pozisyon vermediler. İki üç net gol pozisyonu da buldu Barça. Bu maç bir çeyrek final maçı falan olsaydı Barça rahat kazanırdı gibi geldi bana. Sıkmadılar fazla. Bu Barça'yı yenmek zor bu sene de. En büyük favori gene tabii ki. Etoo'yu Puyol ve Pique arasında görmek garip geldi doğrusu. Hatasız oynadı Puyol ve Pique. Mourinho her zamanki gibi hakemle çok oynadı. Ertem Şener gene ilginç sıfatlar koydu futbolcu isimlerinin önüne. İlginç yerine saçma da diyebiliriz. Maç bittiğinde basketbolu açtığımda son 1 dakikaydı. Son dakika üçlüğü kaçtı maalesef. Bu güzel gece daha güzel bitebilirdi.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Takım Arkadaşı Falan Dinlemem

Emmanuel Adebayor - Nicklas Bendtner

Jamie Carragher - Alvaro Arbeloa

Ricardo Fuller - Andy Griffin

Lee Bowyer - Kieron Dyer

Jens Lehmann - Marcio Amoroso