
Sivas ve Bursa'nın yaptıkları güzel şey ligimiz için. Dört büyükler için de tam tersi kötü. Peki sizce sadece dört büyüklerin mi. Bundan en büyük nasibi alanlardan biri de Kayserispor. Her sene başarılı çizgisini korumasına rağmen geçen sene Sivas ve bu sene de Bursa'nın gölgesinde kaldılar. Bu olaylar takıma Türkiye Kupası'nı getirmiş Tolunay Kafkas'ı da etkiledi. Erutuğrul Sağlam'ın başarısının ardından Kayseri'de görev yapmak zordu. Üstesinden geldi. Hataları tabii çok var. Görünür de geçen sene Sivas'tan daha iyi bir kadroları bu sene de Bursapor'dan daha iyi bir stadları ve bütçeleri vardı. Fakat Kayserispor başarısının zirvesindeyken tam taraftarıyla bütünleşmişken herşey tepetaklak oldu. O heyecanı sağlayamadı Tolunay Kafkas'ın ekibi. Üstesinden gelemedi. Kentle bütünleşme bir türlü sağlanamadı. Eskiden başlyan Tolunay Kafkas hakkında homurdanmalar herşey kötü gidince daha da artmaya başladı. Sonucunda da Tolunay Kafkas böyle bir karar aldı. Ertuğrul Sağlam, Tolunay Kafkas ya bundan sonrası. Kayserispor'un şansı her zaman böyle yaver gider mi dersiniz. Sıradan bir takım olmamaları için iyi bir hoca şart. Yoksa başarı dolayısıyla kentle bütünleşme hiç bir zaman tam olarak gerçekleşemeyecek.

Şüphesiz bütün takımların başarıya ulaşmasındaki en önemli öğelerden biri teknik direktördür ve bunun için her takım tanınmış, tecrübeli teknik adamlar ararlar. Türk takımlarımızda da durum hiç farklı değil tabiki. Takımlarımızın bazıları da artık çalışmadığı Türk teknik direktör kalmadığından yurt dışından tanınmış isimlere yöneliyorlar. Daum, Rijkaard, Doll, Couceiro gibi isimler vardı bunlara son olarak Lemerre eklendi. Bu tip menejerler geldikçe takımlarımız belki de farkında olmadan önemli bir avantajları olduğunu günyüzüne çıkardılar.
Evet Avrupa futbolunda esamesi okunan bu menejerler sayesinde yabancı futolcu transferlerini kolaylaştıran yöntemi sık sık kullanmaya başladılar. Aslında Rijkaardlı Galatasaray biraz önayak oldu bu işe ve teşvik etti diğer takımları. Zaten sene başında elinde bulundurduğu ünlü isimlere devre arasında 3 tane daha eklediler. Rijkaard eski öğrencisi Dos Santos'u da ekledi ekibine. Bu tip ünlü isimlerin Galatasaray'a gelmesinde Rijkaard'ın da ve Galatasaray'ın da şöhreti etkili fakat hangisinin daha büyük etkiye sahip olduğu son zamanlarda çok tartışılıyor. 
Bana göre teknik direktörün etkisi daha ağır basıyor. Aslında ben de bu konuda tereddüt yaşıyordum ki tereddütlerimi giderici bir iki durum çıktı ortaya. Demek o ki; bir baktım orta sıra takımlarımızdan Ankaragücü 2-3 günde kadrosuna Geremi, Rothen, Vittek gibi ünlü isimleri dahil etti. Sanmıyorum ki bu oyuncular "Ooo,Türkiye'nin başkent kulübüne gidiyoruz." diyerek ya da Ankara'nın hürmeti için gelsinler buraya. Lemerre sağolsun... Üstüne üstlük Gençlerbirliği'nde de Vranjes bombası patladı. Thomas Doll ile Almanya'dan bir bağlantısı olduğu apaçık ortada. Belki de şimdi farkediyorum ama Gaziantep'de de sezon başından yani Jose Couceiro bu yana Joginho, Linz gibi ünlü isimler görünürken, ara transferin son gününde Couceiro'nun Litvanya Milli takımından öğrencisi kaleci Žydrūnas Karčemarskas'da yine Antep'teydi.




Maçta golü atanın kazanacağı düşüncesindeyim. Yan toplarda iki takımda pozisyonlar bulacaktır. Favorisi olmayan bir maç bana göre. İzleme imkanımız olursa güzel olur. Biletler de 1-2 tl'miş. Kayseri'nin üç büyüklerle oynadığı maçlar dışında en kalabalık maçı olacak muhtemelen. Dolu bir stad güzel geçmesi beklenen maça güzellik katacaktır. Sonucunu merakla bekliyorum..
Hurşit Meriç
Gaziantepspor
Kasımpaşaspor
Haftanın en güzel golü


yaşı nedeniyle bence yeri Bank Asya.
Beşiktaş bu taktikle oynayacaksa ister deplasman ister lig isterse de Şampiyonlar Ligi maçı olsun Ernst-Fink ikilisiyle başlamalı. Beşiktaş-Antep maçında da bu ikili vardı ve Beşiktaş şanssız bir şekilde kazanamadı o maçı. Şampiyonlar Ligi'nde göremedik ne yazık ki bu ikiliyi. Sivok ve Ferrari ikilisinden gerçekten çok memnunum. Beşiktaş'ın maçlarını izleyenler bilir ancak bunu. Şuana kadar ki sonuçlarda bu ikilinin hata payının fazla olmadığını düşünüyorum. Bir takım elbet gol yiyecektir. Nobre ve Bobo'nun gol atacağı yok. Batuhan'ı bekliyoruz bir umut. Holosko'nun sakatlığı ne kadar üzücü olsa da takımı fazla etkilemeyeceği kesin. Olumlu bir katkısı da olabilir. En azından bir ileri uç elemanı seçeneği yok şuanda. Delgado'yu çok eleştiren biri olarak onu bile özlemiştim ya bugünlerde. Tabata en azından bu akşamlık onu düşündürtmedi. Uzun aradan sonra gelen galibiyet güzel. Mutluluğu fazla yok. Buruk bir galibiyet oldu.
Böyle bir referansa sahip Diyarbakırspor taraftarlarını bu sefer stattan canlı olarak görme fırsatım oldu. Atatürk stadı hınca hınç doluydu ki biletim olmasına rağmen ben ve yüzlerce kişi maçı ayakta izledi. Sadece maçı izlemedik tabi ki. Hemen sağ tarafımızda 300 kadar olduğunu tahmin ettiğim rakip takım seyircisi yerini almış zurna eşliğinde halay çekiyorlardı maç başlamadan hemen önce. Ama aralarındaki birkaç kendini bilmez sırıtıyordu ellerindeki bazı bayraklarla. Ardından İstiklal Marşımız için tüm stat ayaktayken o 300 kişinin içinde oturanların olması herkesin dikkatini çekiyordu. Bunlar da olayların fitili yavaş yavaş ateşleniyordu. Zaten bu taraftar grubuna önceden beri kızgın olan Bursasporlular da sözlerini eksik etmiyorlardı. Ardından goller ile iyice çılgına dönüyordu Diyarbakırsporlular. Aralarından masum olanlar da kenara çekilmiş olaylardan uzak durduklarından belli oluyorlardı. Aralarda adrenalin iyice artıyor, koltuklar da sökülüp atılıyordu tabi ki. Maç sonarlına doğru ikinci bir çevik kuvvet ekibi daha giriyordu azalan ama saldırgan taraftarların arasına. Polisin gözü önünde üzerimize atılan taşlar, şişeler, koltuklar. Her iki taraf ta çığırından çıkmıştı artık. Sözlü ya da maddeli atışmalar her iki tarafta da vardı. Gözümün önünde karşıdan gelen şişenin bizim tribünde ki güvenlik görevlisinin tam suratına inmesini de an be an yakalıyordum. Hani çoğu kez haber programlarında gördüğümüz eli taşlı, sopalı korsan göstericiler her tarafı yakıp dökerler ya, nerdeyse öyle bir olay yaşanıyordu orada. Sadece maskeler eksikti surtlarda. Olaylar bu şekilde maç bitimine kadar devam etti.
Peki ya şimdi bu medyada olayların sorumlusu olarak yüzde doksan oranla Bursaspor taraftarı ilan ediliyor. Bursa’nın açılıma köstek olduğu bile dile getiriliyor. Başkan, yönetim ve bazı taraftarlar da özürlerini bildiriyor Bursa tarafında. Bence kendilerini bu kadar suçlu gösterenlere karşı boyun eğmemeli Bursalılar. Çünkü olaylar çok önceden başladı. Kısacası bu taraftar kılığındaki kişiler bazı amaçlar uğruna bu takıma,Türk futboluna kısacası ülkeye büyük bir zarar vermeye çalışıyor. Bu olayların bundan sonra da her fırsatta devam edeceğinden de adım gibi eminim. Ülkede herkesi birbirine düşürmeye çalışanlar yavaş yavaş bu hedeflerini gerçekleştiriyor. Ne yazık bizlere ki düşmanımızı Bursaspor ilan ediyoruz.
Bu sezonun 6.haftası. Yer Sivas. Maçın adı aynı. Skor 3-1 Bursaspor lehine. Sivasspor kadrosu: Akın, Murat, Sedat, Yasin, Hayrettin, Zita, Musa, İbrahim, Cihan, İbrahim Şahin, Ersen Martin. Sonradan girenler ise ; Sezer, Kamanan, Erman..
Sivasspor için önümüzdeki iki hafta çok önemli. Galibiyetle tanışmaları lazım. Her mağlubiyet sonrası işler daha da kötüye gitmeye başlayacak. Düşme korkusunu yakından hissedebilirler. Gereksiz değişim onların başına büyük bir bela açabilir. Bu sene başarılı olacak diğer Anadolu kulüplerine ders olacak nitelikte Sivasspor'un yaptığı ve bu sene geldiği durum.. 
Kasımpaşa Besim Durmuş'la yollarını ayırdı. Saygı duyulacak bir karar. Fakat Kasımpaşa'nın başına büyük bir bela gelmiş.LigTv'nin geçtiği habere göre Yılmaz Vural.. Naptın Paşa sen ?? Hiç mi yöneticilik bilmezsin? Hiç mi taraftara saygın yok? Takım böle giderse haftalar öncesinden düşmesi garantilenecek; senin takıma yeni bir heyacan, başarıya aç yada kendini göstermeye çalışacak genç bir hoca getirmen gerekirken kurtarıcı olarak Yılmaz Vural'ı getiriyorsun.. Tam yorumculuğa ısındı derken Kocaeli'yi yaktı şimdi de Paşa'ya sardı. Bugüne kadar Yılmaz Vural hangi aldığı takımı Avrupa mücadelesi içine sokmuş, hangi takımda adam gibi istikrarı yakalamış? Ya da hangi taraftara küme düşme korkusundan uzak bir sezon yaşatmış? Soruyorum bunu yönetime !!