Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2010 Çarşamba

Tolunay Kafkas'tan Sonra


Sivas ve Bursa'nın yaptıkları güzel şey ligimiz için. Dört büyükler için de tam tersi kötü. Peki sizce sadece dört büyüklerin mi. Bundan en büyük nasibi alanlardan biri de Kayserispor. Her sene başarılı çizgisini korumasına rağmen geçen sene Sivas ve bu sene de Bursa'nın gölgesinde kaldılar. Bu olaylar takıma Türkiye Kupası'nı getirmiş Tolunay Kafkas'ı da etkiledi. Erutuğrul Sağlam'ın başarısının ardından Kayseri'de görev yapmak zordu. Üstesinden geldi. Hataları tabii çok var. Görünür de geçen sene Sivas'tan daha iyi bir kadroları bu sene de Bursapor'dan daha iyi bir stadları ve bütçeleri vardı. Fakat Kayserispor başarısının zirvesindeyken tam taraftarıyla bütünleşmişken herşey tepetaklak oldu. O heyecanı sağlayamadı Tolunay Kafkas'ın ekibi. Üstesinden gelemedi. Kentle bütünleşme bir türlü sağlanamadı. Eskiden başlyan Tolunay Kafkas hakkında homurdanmalar herşey kötü gidince daha da artmaya başladı. Sonucunda da Tolunay Kafkas böyle bir karar aldı. Ertuğrul Sağlam, Tolunay Kafkas ya bundan sonrası. Kayserispor'un şansı her zaman böyle yaver gider mi dersiniz. Sıradan bir takım olmamaları için iyi bir hoca şart. Yoksa başarı dolayısıyla kentle bütünleşme hiç bir zaman tam olarak gerçekleşemeyecek.

4 Mart 2010 Perşembe

Bursa Kenetlenmiş Durumda


Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yerinde olsam Bursa'dan şu anda korkardım. Asla bir Sivas havasında değil Bursaspor. Antranmanlara birsürü taraftarlar gidiyor. Halk futbolcuları şuanda nasıl memnun edebilirim diye düşünüyor. Haftalar geçtikçe büyüyen beklentiler sonunda halk bu halde. Bursa'nın tek avantajı baskısı yok gibi söylemler var. Fakat artık bence bu da geçerli değil. Tek avantajları şuanda herkesin başarıya aç olması. Önümüzdeki dört hafta o kadar da zor maçları yok. Galatasaray'ın önündeki dört maçın daha zor olması Bursalıları biraz daha umutlandırıyor. Son olarak Bursaspor şampiyon olmasa da Bursalılar takımlarına ve Ertuğrul Sağlam'a teşekkür etmeli. En azından onlara bu anları yaşattılar.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Transferde Moda Yöntem

Şüphesiz bütün takımların başarıya ulaşmasındaki en önemli öğelerden biri teknik direktördür ve bunun için her takım tanınmış, tecrübeli teknik adamlar ararlar. Türk takımlarımızda da durum hiç farklı değil tabiki. Takımlarımızın bazıları da artık çalışmadığı Türk teknik direktör kalmadığından yurt dışından tanınmış isimlere yöneliyorlar. Daum, Rijkaard, Doll, Couceiro gibi isimler vardı bunlara son olarak Lemerre eklendi. Bu tip menejerler geldikçe takımlarımız belki de farkında olmadan önemli bir avantajları olduğunu günyüzüne çıkardılar.

Evet Avrupa futbolunda esamesi okunan bu menejerler sayesinde yabancı futolcu transferlerini kolaylaştıran yöntemi sık sık kullanmaya başladılar. Aslında Rijkaardlı Galatasaray biraz önayak oldu bu işe ve teşvik etti diğer takımları. Zaten sene başında elinde bulundurduğu ünlü isimlere devre arasında 3 tane daha eklediler. Rijkaard eski öğrencisi Dos Santos'u da ekledi ekibine. Bu tip ünlü isimlerin Galatasaray'a gelmesinde Rijkaard'ın da ve Galatasaray'ın da şöhreti etkili fakat hangisinin daha büyük etkiye sahip olduğu son zamanlarda çok tartışılıyor.

Bana göre teknik direktörün etkisi daha ağır basıyor. Aslında ben de bu konuda tereddüt yaşıyordum ki tereddütlerimi giderici bir iki durum çıktı ortaya. Demek o ki; bir baktım orta sıra takımlarımızdan Ankaragücü 2-3 günde kadrosuna Geremi, Rothen, Vittek gibi ünlü isimleri dahil etti. Sanmıyorum ki bu oyuncular "Ooo,Türkiye'nin başkent kulübüne gidiyoruz." diyerek ya da Ankara'nın hürmeti için gelsinler buraya. Lemerre sağolsun... Üstüne üstlük Gençlerbirliği'nde de Vranjes bombası patladı. Thomas Doll ile Almanya'dan bir bağlantısı olduğu apaçık ortada. Belki de şimdi farkediyorum ama Gaziantep'de de sezon başından yani Jose Couceiro bu yana Joginho, Linz gibi ünlü isimler görünürken, ara transferin son gününde Couceiro'nun Litvanya Milli takımından öğrencisi kaleci Žydrūnas Karčemarskas'da yine Antep'teydi.
Evet özellikle yerinde sayan bazı Anadolu kulüplerimize başarıya ulaşabilecekleri ya da populeritesini artıracak yeni bir yöntem. Gelsin ünlü yabancı hocalar ve ardından gelsin yıldız topçular.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Turkcell Süper Lig - Azfarklaaut


Bir ay önce yazdığım bir yazı TSL Transfer İhtiyaç Tablosu. Transfer döneminin bitmesine az kala bu yazıyı bugün okudum. Baktım ki doğru bir analiz yapmışım. Transfer yapmasına gerek olmayanlar transfer yapmamış, defansa ihtiyaç olanlar defans almış. Kısacası hem ben, hem de takım teknik direktörleri ihtiyaçları iyi gözlemlemişiz. Şimdi ihtiyaçlar tamam. Daha iyi bir ikinci yarı bizi bekliyor. Turkcell Süper Lig ile ilgili yazılar ikinci yarı boyunca da sitemizde devam edecek. Bizi izlemeye devam edin.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Bursaspor'dan Güzel Hamle


Bursaspor Iglesias'ı kadrosuna katmış. Beğendiğim bir forvet tipi. Ankaragücü sözleşmesini feshedince garipsemiştim. Meye, Konate gibi isimleri tercih ettiler Iglesias'a. Bursa cephesine gelince yararı çok olabilecek bir oyuncu. Turgay birkaç maç iyi oynasa da kapasitesi belli. Iglesias bence ondan çok daha iyi. Bu transferden sonra Sercan kesinlikle ellerinde kalmalı. Devre arasında yabancı bir ülkeden alınacak forvet, uyum sorunu yaşayabilirdi. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Tadeu yerine daha iyi bir forvet alınmalıydı. Iglesias her açıdan iyi oldu Bursaspor'a.

25 Aralık 2009 Cuma

17 Hafta Sonunda Akılda Kalan 17 Olay

17 hafta sonunda aklımda kalan 17 olayı yazmak istedim.. Liste şöyle ;

1- Fenerbahçe'nin devreyi lider kapatması ve sezona lig tarihinin en iyi başlangıcı olan 8'de 8 ile başlaması,

2- Makukula'nın oynadığı 14 maçta 13 kez rakip fileleri havalandırması, 2 kez kendi kalesini bulması, ilk devreyi gol kralı olarak tamamlaması,

3- Mustafa Denizli'nin her maça farklı 11 ile çıkması, üst üste 2 maç aynı 11'le sahaya çıkmaması,

4- Roberto Carlos'un devre arasını beklemeden, şampiyonluk yaşayamadan ülkesine dönmesi,

5- Ankaraspor'un küme düşürülmesi, ligin 17 takımla devam etmesi, Ankaragücü'nün Ankaraspor'un bütün oyuncularını alması,

6- Üç büyüklerin birbirini üçlemesi, 5. haftada Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın Beşiktaşa, 10. haftada Saraçoğlu'nda Fenerbahçe'nin Galatasaray'a, 14. haftada da İnönü'de Beşiktaş'ın Fenerbahçe'ye 3 atması,

7- Nobre'nin bu sezon Süper Lig'de golle tanışmasının 17. haftayı bulması,

8- Doğruluğu kanıtlanmasa da Kazım Kazım, Vederson, Dos Santos'un kelepçeli seks partisine katılması,

9- Diyarbakırspor kalecisi Espinoza'nın şehirden kaçması, sebebini de bölgedeki terör eylemlerine bağlaması,

10-Kötü giden takımların ilk başvurduğu isim olan Yılmaz Vural'ın başa gelmesiyle birlikte Kasımpaşa'nın son 11 haftada sadece bir mağlubiyet alması,

11- İlk 4 hafta mağlubiyet yüzü görmeyen Belediye'nin ilk mağlubiyetini Trabzon'dan 6-1 gibi farklı bir skorla alması, 6-1'den sonra ki dört hafta daha mağlubiyet almayan Belediye'nin bu sefer de Bursa'da 6-0 mağlup olması,

12- Rijkaard'ın Bursaspor maçında özel sebeblerden dolayı takımın başında olamaması, yerine Neeskens'in takımın başında sahaya çıkması ve bir pozisyonda Ozan İpek'e saldırması,

13- Mustafa Sarp'ın kendini parçalaması ve hakeme alenen küfür etmesine rağmen bir maç, Kazım Kazım'ın fuck off'una 4 maç ceza verilmesi,

14- Ferrari ve Sivok ikilisi. Ferrari'nin ilk geldiğinde parası çok tartışıldı. Ama sonra parasının hakkını verdiğini gösterdi. Bu ikilinin iyi bir uyum sağlayarak Beşiktaş'ın 10 maçta gol yememesini sağlaması,

15- Biraz magazinsel ama yapcak bişey yok. Aklımızda kalan bir olay. Arda'nın arkadaşımın sevgilisi, kardeşim dediği Sinem Kobal'la bir ilişkiye başlaması,

16- Fenerbahçe'nin Gaziantep'de öne geçtiği maçta son dakikalarda 2 gol yiyerek mağlup olması, Beşiktaş'ın aynı şekilde İnönü'de Bursa'ya son dakilarda boyun eğmesi ve Sami Yen'de Galatasaray'ın son dakika golüyle Belediye'ye puan kaptırması,

17- Sivasspor'un muhteşem 2 sezonundan sonra bu sezona çok kötü bir başlangıç yapması ve Bülent Uygun'un istifası. Deyim yerindeyse Sivasspor ve Bülent Uygun'un çöküşü,

Bizim aklımızda kalan 17 olay.

Bizim gözden kaçırdığımız ve sizin de aklınızda kalan olaylar varsa yorumlarınızı bekleriz.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Manisaspor Bir Beşiktaş Bir Nihat Sıfır


Çok güzel bir ilk yarı vardı Manisa'da. İki takım da etkili oynadı. Toraman'ın iki pozisyonuyla başladı karşılaşma. Golün geleceği belli oldu. Ve Bobo'yla geldi Beşiktaş'ın golü. Dakikalar sonra bir süredir gol yemeyi unutan Beşiktaş golü kalesinde gördü. Kalabane'nin kornerdeki koşuşu güzeldi. Golü kendi hazırladı resmen. 1-1 'den sonra Ekrem'in iki gollük pasında pozisyonları değerlendiremeyen Nihat maçın böyle bitmesine yardım etti. İkinci yarı Tello çıkana kadar maç aynı tempodaydı. Tello oyundan alındıktan sonra Manisa oyunu dengeledi. Ve istediği puanı aldı. Son dakikada topun başına Nihat'ın o rahatlıkla geçmesi çok şaşırtıcıydı benim açımdan. Tabii ondan başka kullanacak adam da yoktu ama çok rahat geçiyor topun başında. Sanki o golleri hiç o kaçırmamış gibi, geçen hafta Diyarbakır beraberliğinin sebeplerinden biri o değilmiş gibi son derece rahat. Tabata'nın da doksan dakika kulübede beklemesi ilginç şeylerden bir diğeri. Beşiktaş'ın bu maçta bir kez daha görüldüğü gibi en büyük sorunu on numara. Tabata oynamalıydı bu maçta. En azından ikinci yarı olmalıydı. Tabata oynamayacaksa Beşiktaş'ın tek çaresi Delgado gibi duruyor şimdilik.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Ali Zitouni - Gaziantep İlişkisi


Bu hafta oynanan Gaziantepspor-Antalyaspor maçı 1-1 bitti. Geçen senede Gaziantep'te oynanan maç 1-1 sona ermişti. Geçen sene Antalya'nın tek golünü kaydeden Ali Zitouni bu sene de Gaziantep'teki maçta takımının tek golünü kaydetti. Ayrıca Zitouni geçen sene Türkiye kupasıyla beraber 5 gol kaydetmiş. Bu beş golden ikisini deplasmanda atmış. Biri yukarıda da belirttiğim gibi Gaziantepspor'a. Diğeri ise Türkiye Kupası'nda Gaziantep Büyükşehir Belediye'ye. Büyük takıma bir adam gol atınca bak bize gelmek için uğraşıyor , seneye bizde denir ya Zitouni'nin de hedefi Gaziantep mi acaba ?

3 Aralık 2009 Perşembe

Kayserispor-Bursaspor Maçına Doğru

Bu hafta üç büyüklerin oynayacakları maçlardan daha heyecanlı geçmeye aday bir maç var Kayseri'de. Kayserispor, Bursaspor'u konuk edecek. Eskiden oynanan Gençlerbirliği-Gaziantepspor maçı havasında sanki bu maç. Geçen hafta Makukulasız oynamak zorunda kalan Kayseri bu hafta da Cangelesiz oynamak zorunda kalacak. İkilinin bir arada olmaması Bursaspor açısından bir avantaj. Toledo da oynamayacak isimlerden. İki takımın da savunması mükemmele yakın oynuyor. Ozan İpek'in önemli bir eksik olduğu söylenemez. Ivankov ve Turgay eski takımlarına karşı mücadele edecekler.
Maçta golü atanın kazanacağı düşüncesindeyim. Yan toplarda iki takımda pozisyonlar bulacaktır. Favorisi olmayan bir maç bana göre. İzleme imkanımız olursa güzel olur. Biletler de 1-2 tl'miş. Kayseri'nin üç büyüklerle oynadığı maçlar dışında en kalabalık maçı olacak muhtemelen. Dolu bir stad güzel geçmesi beklenen maça güzellik katacaktır. Sonucunu merakla bekliyorum..

9 Kasım 2009 Pazartesi

Süper Lig 12.Hafta

Deplasman takımlarının beş galibiyet aldığı 12.hafta geride kaldı. İşte haftanın dikkat çeken yönleri ;

Cangele - Makukula ikilisi
Geçen sezon Kayserispor'un attığı toplam gol sayısı 38. Bu sene ise şimdiden 19'a ulaştılar. Tabii bu gol yükünü çeken iki isim var Cangele ve Makukula. Cangele Sivasspor deplasmanında belki gol atamadı ama dört asist birden yaparak galibiyetin mimarlarından oldu. Savunması zaten iyi olan Kayserispor'a böyle iki etkili forvet lazımdı. Onlarda bu sene var ve ikisi de çok formda.


Hurşit Meriç
Bursaspor savunmasını çok rahatsız etti. Golünden önce bir topu da direkten döndü. Sadece atağa destek vermekle kalmadı. Bursaspor'un önemli silahlarından Volkan Şen'i de etkisiz hale getirdi.

Gaziantepspor
Son haftalarda iyi futbol oynamaya başladı Gaziantepspor. Orta sahasında çok teknik futbolcular var. Kadrosu yavaş yavaş oturmaya başladı. Deplasmandaki ilk galibiyetlerini aldılar. Daha yukarıdaki sıralar için oynayacaklarını düşünüyorum. Bu sene nerdeyse hiç oynamayan Mehmet Yozgatlı'nın girdikten sonra gol atması da ilginç.

Kasımpaşaspor
Düşmesini en çok istediğim takımlardan biri Kasımpaşaspor. Ama isim olarak bakıldığında çok tecrübeli bir kadrosu var. Haftalar geçtikçe alışmaya başlıyorlar birbirine. Koray Avcı, Murat Erdoğan, Ali Güneş, Gökhan Güleç, Emre Toraman gibi bu ligi tanıyan isimler var. Bu isimlerin yanında Moritz gibi çok yetenekli bir isim de olunca işler değişiyor. Denizlispor, Sivasspor gibi takımların performansını görünce Kasımpaşa'nın ligde kalması olanaksız değil.

Haftanın en güzel golü
Gökhan Emreciksin'in Sivasspor deplasmanında attığı ilk gol gerçekten görülmeye değer.Yeni yeni ilk onbirde sahaya çıkmaya başlayan Gökhan Emreciksin'in performansı Kayserispor ve Türk futbolu için sevindirici.


7 Kasım 2009 Cumartesi

Bursaspor-Gençlerbirliği Maçı İzlenimleri

Bursa'da çok güzel bir hava vardı dün. Biz de maçtaki yerimizi aldık. Bursaspor'un iyi performansı dolayısıyla bilet fiyatları da artmıştı. İki kat daha artsa Bursalı seyirciler o stadı doldurur bence. Seviyorlar takımını. Ah bir de başka takımlara küfretmeyi bıraksalar. Neyse biz maçı konuşalım. İlk dakikalarda Gençlerbirliği topa sahipti ve Bursa'ya oranla çok daha iyiydiler. Ama bu baskı Gençlerbirliği'ne gol getirmedi. Kötü oynayan Bursaspor yan toptan golü buldu. Ve bu dakikadan sonra gözle görülür bir Bursa üstünlüğü vardı. Ama dün iyi oynayana gol yok gibiydi. Ve Bursaspor'un iyi oynadığı dakikalarda Gençlerbirliği Hurşit'le eşitliği yakaladı. Hurşit'in etkili bir futbol sergilediğini söyleyebilirim. Çok beğendim. İkinci yarıda Gençlerbirliği daha defansif göründü. Kontra ataklarla etkili olmaya çalıştı. Bursaspor git gide riskleri aldı. Sağlı sollu geldiler fakat net bir pozisyon yakalayamadılar. Ali Tandoğan çok etkiliydi maç boyunca. Tek forvet olan Turgay fazla birşey yapamadı. Oyuna dahil olan Tadeu da pozisyon bulmakta zorlandı. Ve dakikalar seksene geldiğinde kornerden 2-1 öne geçti Gençlerbirliği. Doll'un doğru bir hamlesiydi Mustafa Pektemek'i almak. 75'te oyuna giren Mustafa golünü attı. Bursaspor'u kendi silahıyla vurdu Gençlerbirliği. Kalan dakikalar Gençlerbirliği yarı sahasında geçse de sonuç getirmedi. Bursaspor evinde ikinci mağlubiyetini aldı. Taraftarların maç sonu Bursapor futbolcularını alkışlamaları çok güzeldi. Gençlerbirliği de dişli bir takım olduğunu kanıtladı.

18 Ekim 2009 Pazar

9'da 9 Aşkına..


Fenerbahçemizin ilk onbiri şöyle;

Volkan Demirel, Gökhan, Önder, Bilica, R.Carlos, Emre, Cristian, Vederson, Kazım, Semih, Mehmet Topuz..

Antep deplasmanı zorlu geçecek ama 9'da 9 olması imkansız değil. Sadece onlar kadar mücadele skoru getirecektir. Umarım Özer en az yarım saat süre alır ve Fenerbahçe taraftarlarını heycanlandıracak bir oyun sergiler. Kalbim sizinle.

13 Ekim 2009 Salı

City Misin Be Ankaragücü

Bu kadroya bugün Adem, Baki , Bilal ve Özgür Çek de katıldı.. Rekabet mi yaratılmak isteniyor takımda bilmiyorum ama bu genişliğin takıma ne vereceği tartışılır.. Yoksa bu kadroyu yönetmek için Ankaraspor'dan Röber de mi lazım.. İki teknik direktör yakışır bu geniş kadroya..

9 Ekim 2009 Cuma

Kim Kime Faydalı Olur ?


Ankaraspor'un oyuncuları boşta kaldı bildiğiniz gibi. Ve futbolculara ek transfer süresi tanındı. Ankaraspor'un elde kalan oyuncularının hangi takıma faydalı olabileceğini yorumlayayım dedim..

Senecky : Sezon başı olsa, Murat Şahin'in sakatlığı dolayısıyla Antep'e lazım derdim ama Mahmut iyi performans gösterdi şu ana kadar. Kasımpaşa ve Denizli'nin genel sorunu takım. Ama Kasımpaşa için iyi bir tercih olabilir.
Baki Mercimek : Dört büyükler ve Bursaspor hariç bence her takım için iyi bir alternatif olabilir. Tecrübesi de var.
Ömer Aysan : Özellikle bek sıkıntısı yaşayan iki takım var. Denizlispor ve Gaziantepspor. İkisi için de yararlı olabilir.
Özgür Çek : Fenerbahçe'ye geri dönüleceği konuşuluyor. Böyle birşey olursa Fenerbahçe Özer transferinden karlı çıkmış olacak. Carlos'un yolcu olduğu düşünülürse Fenerbahçe için hayırlı olur.
Aydın Karabulut : Trabzonspor için ideal bir isim bence.
Roguy Meye : Birçok takımda forvet oyuncusu fazla. Belki de yolu Bank Asya olabilir.
Bilal Kısa : Eskişehirspor ve Belediye'ye yararı çok olur diye düşünüyorum.
Murat Tosun : Manisaspor'da rahatlıkla ilk onbir başlayabilir. Ergin Keleş'ten bence daha iyi.Trabzonspor için de düşünülebilir.
Bülent Bölükbaşı : İlerlemişİtalik yaşı nedeniyle bence yeri Bank Asya.
İlhan Parlak : Fenerbahçe'ye geri döneceği konuşuluyor.
Neca : Nurullah Sağlam yaratıcı bir oyuncuya sahip değiliz demişti. Denizlispor için iyi bir transfer olabilir.
Adem Koçak : Antalyaspor, Kasımpaşa gibi takımlarda ilk onbir oynayacak bir futbolcu. Eskişehir'in bence orta sahası fazla alternatifli değil. Alternatif olabilir.
Brabec, Tita ve Theo : Bence bu futbolcuların Türkiye'de devam etmeleri zor. Çoğu takımın yabancı oyuncusu fazla.
Röber : Ankaragücü iki haftadır kazanmasaydı yeri Ankaragücü olacaktı. Önümüzdeki iki hafta teknik direktörlük yapacağı ülkeyi belli edecektir.

4 Ekim 2009 Pazar

Beşiktaş-Denizlispor / Ernst-Fink İkilisi


Maçtaki olaylarla ilgili pek konuşmak istemiyorum. Nasıl olsa basın bunları çok yazacak. Rüştü'yü kadroda görmek şaşırtıcıydı. Üzülmez ve Köybaşı rötasyonu neye göre onu da anlamış değilim. Önemli maça göre desek o da değil. Hafta içi İsmail vardı. İbrahim Kaş'ın olmaması ve bekte Ekrem'in görev alması Beşiktaş için iyiydi. Tabata'yı gerçek mevkiinde izledik ve gayet etkili oldu. Nobre'nin kaçırdığı gol maçı çok erken koparabilirdi. İkinci yarının başında yapılan değişiklikler gene çok gereksizdi. Tabata'nın golü erken gelmese Beşiktaş'ın üç puan alması zordu gene. Belediye maçı gibi olabilirdi.
Beşiktaş bu taktikle oynayacaksa ister deplasman ister lig isterse de Şampiyonlar Ligi maçı olsun Ernst-Fink ikilisiyle başlamalı. Beşiktaş-Antep maçında da bu ikili vardı ve Beşiktaş şanssız bir şekilde kazanamadı o maçı. Şampiyonlar Ligi'nde göremedik ne yazık ki bu ikiliyi. Sivok ve Ferrari ikilisinden gerçekten çok memnunum. Beşiktaş'ın maçlarını izleyenler bilir ancak bunu. Şuana kadar ki sonuçlarda bu ikilinin hata payının fazla olmadığını düşünüyorum. Bir takım elbet gol yiyecektir. Nobre ve Bobo'nun gol atacağı yok. Batuhan'ı bekliyoruz bir umut. Holosko'nun sakatlığı ne kadar üzücü olsa da takımı fazla etkilemeyeceği kesin. Olumlu bir katkısı da olabilir. En azından bir ileri uç elemanı seçeneği yok şuanda. Delgado'yu çok eleştiren biri olarak onu bile özlemiştim ya bugünlerde. Tabata en azından bu akşamlık onu düşündürtmedi. Uzun aradan sonra gelen galibiyet güzel. Mutluluğu fazla yok. Buruk bir galibiyet oldu.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Yazıklar Olsun

Bursaspor - Diyarbakırspor maçında yaşanan olaylar son 2-3 güne damgasını vurdu gerçekten. Kavgalar, karşılıklı söylenen kötü laflar, atılan yabancı maddeler, tarafların başkanlarının açıklamaları ve daha niceleri...
Aslında birkaç hafta öncesinde Diyarbakır’daki Fenerbahçe maçında yaşanan olaylardan bahsederek başlayalım. Diyarbakır’ın maç başında sert oyununa ‘tamam’ diyebiliriz. Bu takım lige yeni çıkmış, kendilerine toplama takım denip belki küçümseniyorlar. Bu yüzden olmalı ki kendileri de iyi olduklarını kanıtlamak için teknik özelliği yüksek Fenerbahçe oyuncularına karşı ikili mücadelelerde oldukça serttiler. Belki yıldırma tekniği falan. Bunda oldukça başarılı giderlerken, Diyarbakırspor takımı asıl rakiplerinin Fenerbahçe olmadığını taraftarlarının gösterdiği çirkin davranışlarla anlıyordu. Nitekim oyuncuların da konsantresi dağılmış olmalı ki öne geçtikleri maçı bile kaybediyorlardı. Bence yenilgideki en büyük nedenlerden biri taraftarlardı. Bazı provokasyon ve zarar verme amacı taşıyan bu taraftarlar yüzünden saha kapatma cezaları da peşin sıra geliyordu. Ben taraftarı olmasam da o maçı Fenerbahçe’nin kazanması için dua ediyordum. Çünkü hak etmiyorlardı hiçbir şeyi...Ne 3 puanı, ne de süper ligi. O maçtan sonra ben şundan yüzde yüz eminim ki; bütün Fenerbahçeliler Diyarbakırspor’dan ve onu destekleyenlerden nefret etmeye başladı. Bunun yanında diğerler takımların taraftarlarını da koyarsak bu kızgınlık ne haddeye geldi onu siz düşünün. Böyle bir referansa sahip Diyarbakırspor taraftarlarını bu sefer stattan canlı olarak görme fırsatım oldu. Atatürk stadı hınca hınç doluydu ki biletim olmasına rağmen ben ve yüzlerce kişi maçı ayakta izledi. Sadece maçı izlemedik tabi ki. Hemen sağ tarafımızda 300 kadar olduğunu tahmin ettiğim rakip takım seyircisi yerini almış zurna eşliğinde halay çekiyorlardı maç başlamadan hemen önce. Ama aralarındaki birkaç kendini bilmez sırıtıyordu ellerindeki bazı bayraklarla. Ardından İstiklal Marşımız için tüm stat ayaktayken o 300 kişinin içinde oturanların olması herkesin dikkatini çekiyordu. Bunlar da olayların fitili yavaş yavaş ateşleniyordu. Zaten bu taraftar grubuna önceden beri kızgın olan Bursasporlular da sözlerini eksik etmiyorlardı. Ardından goller ile iyice çılgına dönüyordu Diyarbakırsporlular. Aralarından masum olanlar da kenara çekilmiş olaylardan uzak durduklarından belli oluyorlardı. Aralarda adrenalin iyice artıyor, koltuklar da sökülüp atılıyordu tabi ki. Maç sonarlına doğru ikinci bir çevik kuvvet ekibi daha giriyordu azalan ama saldırgan taraftarların arasına. Polisin gözü önünde üzerimize atılan taşlar, şişeler, koltuklar. Her iki taraf ta çığırından çıkmıştı artık. Sözlü ya da maddeli atışmalar her iki tarafta da vardı. Gözümün önünde karşıdan gelen şişenin bizim tribünde ki güvenlik görevlisinin tam suratına inmesini de an be an yakalıyordum. Hani çoğu kez haber programlarında gördüğümüz eli taşlı, sopalı korsan göstericiler her tarafı yakıp dökerler ya, nerdeyse öyle bir olay yaşanıyordu orada. Sadece maskeler eksikti surtlarda. Olaylar bu şekilde maç bitimine kadar devam etti.
Tahminime göre çoğu provokasyon amacı taşıyan bu taraftar kılığındaki kişiler ayrıca Diyarbakırspor başkanını da sevmediklerini ve Türk futboluna hizmet etmek isteyen bu kulübe ve Türk futboluna köstek olmaya çalıştıklarını tahmin ediyorum. Belki de Çetin Sümer her yerde barış ve dostluk mesajları verdiğindendir bu. Peki ya şimdi bu medyada olayların sorumlusu olarak yüzde doksan oranla Bursaspor taraftarı ilan ediliyor. Bursa’nın açılıma köstek olduğu bile dile getiriliyor. Başkan, yönetim ve bazı taraftarlar da özürlerini bildiriyor Bursa tarafında. Bence kendilerini bu kadar suçlu gösterenlere karşı boyun eğmemeli Bursalılar. Çünkü olaylar çok önceden başladı. Kısacası bu taraftar kılığındaki kişiler bazı amaçlar uğruna bu takıma,Türk futboluna kısacası ülkeye büyük bir zarar vermeye çalışıyor. Bu olayların bundan sonra da her fırsatta devam edeceğinden de adım gibi eminim. Ülkede herkesi birbirine düşürmeye çalışanlar yavaş yavaş bu hedeflerini gerçekleştiriyor. Ne yazık bizlere ki düşmanımızı Bursaspor ilan ediyoruz.
Allah herkesi cahilin şerrinden korusun!

24 Eylül 2009 Perşembe

Geçen Sezon - Bu Sezon / Sivasspor-Bursaspor

Geçen sezonun 4.haftası. Yer Sivas. Maçın adı Sivasspor - Bursaspor. Skor 3-1 Sivas lehine. Sivasspor kadrosu : Petkovic, Murat, Bilica, Abdurrahman, Faruk, Musa, Sergio, İbrahim, Sezer, Mehmet Yıldız, Herve Tum.. Sonradan girenler ise Sylla, Diallo, Balli..
Bu sezonun 6.haftası. Yer Sivas. Maçın adı aynı. Skor 3-1 Bursaspor lehine. Sivasspor kadrosu: Akın, Murat, Sedat, Yasin, Hayrettin, Zita, Musa, İbrahim, Cihan, İbrahim Şahin, Ersen Martin. Sonradan girenler ise ; Sezer, Kamanan, Erman..
14 kişiden aynı olan isimler Murat, İbrahim Dağasan ve Sezer Badur. Sakatlıkları olanlar var tabii. Bu yüzden de bu kadar kişi değişmiş. Benim asıl değinmek istediğim konu bu değil. İşin ilginç yanı şu. Geçen sene Bursasspor'un Sivas'a çıktığı 11'den bu sene Sivas'ta ilk 11 çıkan sadece üç kişi aynı. Yani iki takımda ciddi bir değişime girmiş. Fakat burada geçen sezon Bursaspor maçının galibi ve geçen senenin iyi takımı Sivasspor'un değişime ihtiyacı var mıydı ? sorusu akla geliyor. Yenilen taraf her zaman yeni arayışlarda olmalıdır. Çünkü o başarısızdır. Nitekim ders alınmış ve doğru bir değişim yapmış Bursaspor.
Sivasspor için önümüzdeki iki hafta çok önemli. Galibiyetle tanışmaları lazım. Her mağlubiyet sonrası işler daha da kötüye gitmeye başlayacak. Düşme korkusunu yakından hissedebilirler. Gereksiz değişim onların başına büyük bir bela açabilir. Bu sene başarılı olacak diğer Anadolu kulüplerine ders olacak nitelikte Sivasspor'un yaptığı ve bu sene geldiği durum..

23 Eylül 2009 Çarşamba

Gençlerbirliği'nin Hakkı


Ankaraspor, Ankaragücü muhabbetleri bir süre herkesin gündemini meşgul etti. Bunlar olurken geçen senelerden ders alan bir takım da yavaş yavaş kendisinden söz ettirmeye başladı. Bu sene açılmaya başlayan Kahe'si ile, Harbuzi'si ile, Mustafa ve Orhanı ile ve tabii ki Thomas Doll'u ile. Sevinmiyor değilim başarılarına. Yıllardır Türk futboluna birşey vermeye çalışan Ankara'nın tek kulübü Gençlerbirliği. Seyirci sayısında da sanki bir yükselme var bu sene. İyi futbol oynamaya çalışıyorlar. Trabzon maçı onlar için önemli bir sınav olacak. Kaybetseler bile güzel futbol oynayacaklarını düşünüyorum. Sportif başarıda Ankaragücü ve diğer Ankara takımlarına bariz bir üstünlük sağlayan Gençlerbirliği, umarız birgün seyirci sayısında da Ankara'nın en tepesinde olur. Bunu Ankaragücü'nden daha çok hakettikleri kesin.

3 Eylül 2009 Perşembe

Kasımpaşa ve Vural..

Kasımpaşa Besim Durmuş'la yollarını ayırdı. Saygı duyulacak bir karar. Fakat Kasımpaşa'nın başına büyük bir bela gelmiş.LigTv'nin geçtiği habere göre Yılmaz Vural.. Naptın Paşa sen ?? Hiç mi yöneticilik bilmezsin? Hiç mi taraftara saygın yok? Takım böle giderse haftalar öncesinden düşmesi garantilenecek; senin takıma yeni bir heyacan, başarıya aç yada kendini göstermeye çalışacak genç bir hoca getirmen gerekirken kurtarıcı olarak Yılmaz Vural'ı getiriyorsun.. Tam yorumculuğa ısındı derken Kocaeli'yi yaktı şimdi de Paşa'ya sardı. Bugüne kadar Yılmaz Vural hangi aldığı takımı Avrupa mücadelesi içine sokmuş, hangi takımda adam gibi istikrarı yakalamış? Ya da hangi taraftara küme düşme korkusundan uzak bir sezon yaşatmış? Soruyorum bunu yönetime !!

05-07 arasında Antalya'nın başında 2 sezon durmuştur. Bu bile büyük başarı sayılır. 05-06 Bursa'nın ardından 2. olarak Süper Lig'e çıkmışlar -ki bu kariyerindeki en parlak dönemdir- fakat hemen gelecek sezon tekrar Bank Asya'ya düşmüşlerdir. 2008'de de Manisa'nın başında çıktığı 7 maçta ; 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 yenilgi alarak o sene Manisa'ya Bank Asya kapısını aralayan isim olmuştur. Geçen sene de Kocaeli'yle gösterdiği harika performansı zaten hiç birimiz unutmadık.

Çok da yüklenmek istemem Vural'a.. 2000'den sonra baktığım da 99-00'de Bursa'yla 10. , 00-01' de Denizli'yle 11. , 04-05 Rize'yle 10. olarak düşme korkusundan son haftalarda kurtulmuş, Avrupa'ya yaklaşamadığı, yağa tuza ben dokunmam dediği 3 sezon var.

Belki de onun şansızlığı böyle takımları böyle anlarda alabilme cesaretini göstermesidir.
Her ne kadar taraflar daha anlaşmamış olsalar da anlaşma yakın gibi gözüküyor. Eğer anlaşma sağlanamaz yada asılsız bir haberse Paşa taraftarlarının sevinmesi gerekir.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Gökçek'lerin Futbol Vaatleri

Geçen sezon Gençlerbirliği-Hacettepe vardı.. Bu sene de Ankaragücü-Ankaraspor oldu.. Tam ligimizde birbiriyle bağlantılı takımlar kalmamış derken böyle bir durum çıktı karşımıza..
Ediz,Mehmet Çakır, Risp, Muhammed Hanifi ve yıllardır Ankaraspor forması giyen Hürriyet.. Hepsi Ankaragücü'ne geçti.. Ankaragücü bunlarla yetinmedi.. Volkan Arslan ve Ariel Broggi'yi kadrosuna kattı.. 100.yıl'da belli ki birşeyler yolunda gitmedi ki böyle birşeye başvurdular.. Başkan Ahmet Gökçek oldu.. Bir günde kulübe üye olup başkan seçildi.. Bu olay hakkında hemen soruşturma açıldı.. Gökçek de soruşturmanın bu birleşmeden ve Ankaragücü'nün büyümesinden korkulduğu için başlatıldığını söylemiş.. Ne kadar gerçekçi olmayan bir ifade..

Yönetim şuanda Ankaragücü taraftarının gözünü boyuyor.. Verilen şampiyonluk sözleri taraftarın beklentilerini haliyle arttırıyor.. Ankaragücü camiası şunu bilmeli ki Ankaraspor geçen sene şampiyon olmadı.. Geçen yıl Ankaraspor'da 5 futbolcu ilk on birin vazgeçilmez isimlerindendi.. Sonuç ne oldu.. Ankaraspor ligin ikinci yarısında sadece 8 puan alabildi.. İlk yarıda topladığı 33 puan onları ligde tuttu..

Bizim anlatmak istediğimiz şu.. Taraftarları gerçekdışı beklentilere sokmak doğru değil.. Elinde yeterli kadro yok.. Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor, Gaziantepspor gibi takımların bile kadrosu şuan Ankaragücü'nden daha iyi.. Gereksiz Türkiye Kupası vaatleri, Avrupa Ligi'ne katılma söylemleri taraftarı kandırmaktan başka birşey değil.. Önümüzdeki hafta alınacak birkaç kötü sonuç sonrası taraftarlar ve yönetim ters düşecek.. Bugün mutlu gibi gözüken Ankaragücü taraftarları yarın bu futbolcularla mı bu iş olacak demeye başlayacak.. Umarız Ankaraspor'un kaderi de Hacettepe olur.. Seneye Bank Asya'da görmek dileğiyle..