Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2010 Cuma

Yıldırırım Yıldıramazsın


Beşiktaş kazandığında da Beşiktaş'ın başkanı olamadı, kaybettiğinde de. Kazandığında kendi başarısı gibi gösterdi. Kaybettiğinde Beşiktaş'ı bir kere olsun savunamadı bile. Beş yılın sonunda ona rağmen Beşiktaş takımı taraftarıyla şampiyon oldu. Fenerbahçe, Galatasaray yoktu deniyor ya hani yarışta Yıldırım Demirören vardı rakip Beşiktaş'a. Hem de her sezon rakipti. Şampiyonluğu getiren en önemli etken taraftardan başladı işe sayın başkan. Biliyor bu konuda işini. Bazı konularda pek bilgili. Temizlik yapacağız dedi. Ortalığı darmaduman etti. Beşiktaşlıları birbirine düşürmeye başladı. Fakat birşeyi anlamadı. Beşiktaş taraftarının büyüklüğünü bi o göremedi. Şimdi gene başkan oldu Demirören. Başkanlık koltuğu da pislik içinde devam edecek. Sabır sabır sabır..

2 Şubat 2010 Salı

Gelecek ve Holosko


Gelecek ve Holosko. Bu iki kelimenin yanına eskiden olsa umut getirirdim. Artık umudum bitti. Son vuruşlarda bu kadar başarısızlık olamaz. Top kullanma sorunu bir futbolcuda bu kadar olamaz. Artık umutlar bitti. Yazık ediyorsun kendine Holosko.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Ferrari İçin Ağlayanlar

Ferrari'nin Venezuellalı eski sevgilisi manken Aida Yespica, İtalyan televizyonunda hüngür hüngür ağlayarak "Kalbim hala O'nun için çarpıyor" demiş. Dünkü Kasımpaşa, kupadaki Manisaspor ve Bursa'nın son anlarını gördükten sonra Beşiktaşlılar da içten içten ağlıyor. Ne de çok alışmış herkes oysa ona.

25 Aralık 2009 Cuma

17 Hafta Sonunda Akılda Kalan 17 Olay

17 hafta sonunda aklımda kalan 17 olayı yazmak istedim.. Liste şöyle ;

1- Fenerbahçe'nin devreyi lider kapatması ve sezona lig tarihinin en iyi başlangıcı olan 8'de 8 ile başlaması,

2- Makukula'nın oynadığı 14 maçta 13 kez rakip fileleri havalandırması, 2 kez kendi kalesini bulması, ilk devreyi gol kralı olarak tamamlaması,

3- Mustafa Denizli'nin her maça farklı 11 ile çıkması, üst üste 2 maç aynı 11'le sahaya çıkmaması,

4- Roberto Carlos'un devre arasını beklemeden, şampiyonluk yaşayamadan ülkesine dönmesi,

5- Ankaraspor'un küme düşürülmesi, ligin 17 takımla devam etmesi, Ankaragücü'nün Ankaraspor'un bütün oyuncularını alması,

6- Üç büyüklerin birbirini üçlemesi, 5. haftada Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın Beşiktaşa, 10. haftada Saraçoğlu'nda Fenerbahçe'nin Galatasaray'a, 14. haftada da İnönü'de Beşiktaş'ın Fenerbahçe'ye 3 atması,

7- Nobre'nin bu sezon Süper Lig'de golle tanışmasının 17. haftayı bulması,

8- Doğruluğu kanıtlanmasa da Kazım Kazım, Vederson, Dos Santos'un kelepçeli seks partisine katılması,

9- Diyarbakırspor kalecisi Espinoza'nın şehirden kaçması, sebebini de bölgedeki terör eylemlerine bağlaması,

10-Kötü giden takımların ilk başvurduğu isim olan Yılmaz Vural'ın başa gelmesiyle birlikte Kasımpaşa'nın son 11 haftada sadece bir mağlubiyet alması,

11- İlk 4 hafta mağlubiyet yüzü görmeyen Belediye'nin ilk mağlubiyetini Trabzon'dan 6-1 gibi farklı bir skorla alması, 6-1'den sonra ki dört hafta daha mağlubiyet almayan Belediye'nin bu sefer de Bursa'da 6-0 mağlup olması,

12- Rijkaard'ın Bursaspor maçında özel sebeblerden dolayı takımın başında olamaması, yerine Neeskens'in takımın başında sahaya çıkması ve bir pozisyonda Ozan İpek'e saldırması,

13- Mustafa Sarp'ın kendini parçalaması ve hakeme alenen küfür etmesine rağmen bir maç, Kazım Kazım'ın fuck off'una 4 maç ceza verilmesi,

14- Ferrari ve Sivok ikilisi. Ferrari'nin ilk geldiğinde parası çok tartışıldı. Ama sonra parasının hakkını verdiğini gösterdi. Bu ikilinin iyi bir uyum sağlayarak Beşiktaş'ın 10 maçta gol yememesini sağlaması,

15- Biraz magazinsel ama yapcak bişey yok. Aklımızda kalan bir olay. Arda'nın arkadaşımın sevgilisi, kardeşim dediği Sinem Kobal'la bir ilişkiye başlaması,

16- Fenerbahçe'nin Gaziantep'de öne geçtiği maçta son dakikalarda 2 gol yiyerek mağlup olması, Beşiktaş'ın aynı şekilde İnönü'de Bursa'ya son dakilarda boyun eğmesi ve Sami Yen'de Galatasaray'ın son dakika golüyle Belediye'ye puan kaptırması,

17- Sivasspor'un muhteşem 2 sezonundan sonra bu sezona çok kötü bir başlangıç yapması ve Bülent Uygun'un istifası. Deyim yerindeyse Sivasspor ve Bülent Uygun'un çöküşü,

Bizim aklımızda kalan 17 olay.

Bizim gözden kaçırdığımız ve sizin de aklınızda kalan olaylar varsa yorumlarınızı bekleriz.

22 Aralık 2009 Salı

TSL Transfer İhiyaç Tablosu


Lider ile başlayalım yazıya. Fenerbahçe her ne kadar ilk yarıyı lider olarak kapatsa da bir takım eksiklikleri var. Forvet isteği taraftarlarca yineleniyor. Guiza son hafta Trabzon'da galibiyeti getirse de ilk yarı boyunca isteneni veremedi. Roberto Carlos'un ardından Vederson sezon sonuna kadar idare eder mi bilmiyorum. Bana göre Deivid gönderilmeli ve yerine iyi bir yabancı forvet alınmalı. Sol bek konusunda Uğur Boral ve Andre Santos'un da o bölgede oynayabildiği unutulmamalı.

Galatasaray'da bas bas bağıran defans transfer ihtiyacı defans bölgesine. Diğer bölgelerde pek sorun yok gibi görünüyor. Kewell ile sözleşme imzalanması en önemli transfer oldu Galatasaray için. Yedi yabancısı olduğundan yabancı transferi için Galatasaray'ın birini göndermek gibi bir derdi de yok.

Üçüncü sıradaki Bursa'da yapılacak ilk hamleler Volkan ve Sercan'ı elinde tutmak. Daha önce yabancılar konusunda şanssız olan Bursaspor'un bu sene yüzü bu konuda güldü. Zapo ve Ergic'in performansları üst sıralar için önemli. Tadeu'nun yerine alınabilecek bir yabancı forvet Bursaspor'u üst sıralarda tutmaya yeter. Batalla'nın da ikinci yarı daha iyi performans göstermesi gerekir.

Kayserispor bazı yabancılarından faydalanamıyor. Olembe ve Troisi az süre aldı. Orta sahaya takviye şart bana göre. Eren Güngör'ün sakatlığı nedeniyle defansın ortasında her maç Ali Turan ve Aydın görev yapıyor. İkisinden birinin olmaması durumunda Kayserispor zor durumda kalabilir. Bu yüzden defansa da transfer gerekli.

Beşiktaş'ın ilk çözmesi gereken iş Delgado'nun dönüşü sonrası takımdan gidecek isim. Beşiktaş'ın yabancı oyuncu transferi neredeyse imkansız. Orta sahaya bir kanat adamı alınmalı. Forvet konusunda şimdilik Holosko ve Nihat'ın iyi performansını beklemek zorunda Beşiktaş.

Trabzonspor gol yollarına çare arıyor. Gabriç son haftalar çıkış yakaladı. Fatih Tekke ismi hala dolaşıyor. Fatih Tekke dönerse iyi bir transfer olur. Tjikuzu takımdan yollanacak büyük ihtimalle. Savaşçı bir yabancı orta saha Trabzonspor'a çok lazım. Alanzinho'nun da son haftalarda yükselen performansı ikinci yarı öncesi umut verici.

Gençlerbirliği'nde istikrarlı oyuncu sayısı oldukça fazla. Kahe, İlhan, Serdar, Radeljic, Cem Can, Aykut ve Orhan birçok maçta takımlarını yalnız bırakmadı. Sonradan açılan Hurşut ve ilk haftaların gözdesi Harbuzi de takım için önemli oyuncular. Bu konuda Gençlerbirliği şanslı. Çünkü oyuncuların alternatifleri pek yok. Yedek kulübesine yeni adamlar alınmalı.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor inişli çıkışlı performansını bu sezon da sürdürdü. Takım kadrosu geniş. Defansta değişik isimler görev alıyor. Sezon başı büyük ümitlerle alınan Can Ara, Taner ve Nsumbu hiçbir maçta ilk onbirde sahada değildi. Orta sahada Zeki, Efe, Sylla, Sehat gibi isimler çoğu maçta sahadaydı. Orta sahaya yaratıcı bir oyuncu şart. Transfer yapmasa da Büyükşehir Belediye ligde kalır.

Lige son derece iyi giren fakat daha sonraları hayal kırıklığı yaratan bir takım Eskişehirspor. Youla krizi patlak verdi en son olarak. Youla, Ümit Karan, Mehmet Yılmaz gibi iyi forvetlere sahip takım da en çok gol atanın Adem Sarı olması da takımda bir sorun olduğunun göstergesi. Yabancı bir forvet alınmalı. Orta sahaya ise ileriye dönük tecrübeli bir Türk orta saha lazım.

Antalyaspor'un yüzü Balili ve Tita transferinde gülmedi belki ama transferin son günlerinde Gençler'den kiralanan Jedinak takıma çok şey kattı. Geçen senenin dikkat çekenlerinden Dijehoua bu sene suskun. Zitouni de Jedinak ile birlikte takımı sırtlayan oyuncu. Şenol, Yalçın ve Orhan Ak savunmada istikrarlı. Bana göre güven vermiyor bu savunma. Antalyaspor'un kesinlikle savunmaya ihtiyacı var. Onu hallederlerse bu sene düşme korkusu yaşamazlar.

Gaziantepspor bana göre en iyi kadroya sahip takımlardan biri. Bana göre transfere falan da ihtiyaçları yok. İki maç üst üste kazanabilirlerse kendilerine güvenleri yerine gelebilir. Teknik direktör değişikliğini düşünmemeliler. Roland Linz transferinin gereksiz bir transfer olduğu kanaatindeyim. Bir Anadolu kulübüne üç yabancı çok fazla .

Kasımpaşa son 11 haftada 5 galibiyet, 5 beraberlik ve 1 yenilgi aldı. Kadronun çok geniş olduğu son derece açık. Yavaş yavaş uyum sağlayan bu takıma yeni adamlar sokmak takımın dengesini bozabilir.

Manisaspor, bana hala sanki bu ligde yokmuş gibi geliyor. Simpson dikkat çekti bir dönem sadece. Orta sahasına laf söylemek ayıp olur. Son derece mücadeleciler. Fakat forvet ve defans konusunda aynı şeyleri söyleyemem. Düşmemek için transfer şart. Transfer dışında takımdaki futbolcuların da daha istekli olmaları gerekiyor.

Diyarbakırspor'da kaleci Espinoza takımdan ayrıldı. Fakat kaleci konusunda sıkıntılı değiller. Gökhan ve Fevzi yeterli. Savunma tecrübeli isimlerden oluşuyor. Kasımpaşa'ya benzer bir durumları var. Takıma gelecek isimlerin takıma fazla birşey katacağı düşüncesinde değilim. En iyisi bu kadroyla devam etmek.

Ankaragücü'nün adama ihtiyacı var desek yalan atmış oluruz. Alt sıradaki takımların alt sırada olmalarının bir nedeni futbolcu fazlalığı. Ankaragücü transfer yerine bazı adamlar ile yollarını ayırmalı. İkinci yarı yeni bir teknik direktör ile zorlu bir süreç onları bekliyor.

Mehmet Yıldız'sız Sivas zorlu bir ilk yarı geçirdi. Gol yollarında sıkıntıları çok. Bilica'nın gidişi sonrası savunma toparlanamadı. Kaleci konusunda da şanssızlar. Akın birinci kaleci olmalı bence. Orta sahası geçen sezon forvetlere çok yarar sağlamıştı. Bu sezon öyle bir durum yok. Erman Kılıç çok kötüydü ilk yarı boyunca. Ersan Martin'i de dahil etsek olur. Kamanan dışında yabancılarından istediği verimi alamıyorlar. Beş yabancısı olan Sivas'a yabancı oyuncular transfer edilebilir. Agbetu'ya yeteri kadar şans verilmediğini düşünemiyorum. Ersen Martin kadar ısrar edilse Sivas için durum belki biraz farklı olurdu.

En dertli takım Denizlispor. Teknik direktör değişiklikleri yaşadı. Bazı oyuncularla yollar ayrıldı. Bazı oyuncuların sakatlıkları şanssızlıktı. Angelov-Roberts ikilisine bağımlı oynadılar ilk yarı boyunca. Onlar attıklarında ancak berabere kalabildiler. Çünkü savunmaları kötüydü. Bank Asya için en favori takım onlar. Kratochvil ve Tomas gibi iki değerli oyuncusunu yok yere gönderen Denizlispor bu günleri hak etti bana göre.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Manisaspor Bir Beşiktaş Bir Nihat Sıfır


Çok güzel bir ilk yarı vardı Manisa'da. İki takım da etkili oynadı. Toraman'ın iki pozisyonuyla başladı karşılaşma. Golün geleceği belli oldu. Ve Bobo'yla geldi Beşiktaş'ın golü. Dakikalar sonra bir süredir gol yemeyi unutan Beşiktaş golü kalesinde gördü. Kalabane'nin kornerdeki koşuşu güzeldi. Golü kendi hazırladı resmen. 1-1 'den sonra Ekrem'in iki gollük pasında pozisyonları değerlendiremeyen Nihat maçın böyle bitmesine yardım etti. İkinci yarı Tello çıkana kadar maç aynı tempodaydı. Tello oyundan alındıktan sonra Manisa oyunu dengeledi. Ve istediği puanı aldı. Son dakikada topun başına Nihat'ın o rahatlıkla geçmesi çok şaşırtıcıydı benim açımdan. Tabii ondan başka kullanacak adam da yoktu ama çok rahat geçiyor topun başında. Sanki o golleri hiç o kaçırmamış gibi, geçen hafta Diyarbakır beraberliğinin sebeplerinden biri o değilmiş gibi son derece rahat. Tabata'nın da doksan dakika kulübede beklemesi ilginç şeylerden bir diğeri. Beşiktaş'ın bu maçta bir kez daha görüldüğü gibi en büyük sorunu on numara. Tabata oynamalıydı bu maçta. En azından ikinci yarı olmalıydı. Tabata oynamayacaksa Beşiktaş'ın tek çaresi Delgado gibi duruyor şimdilik.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Rıdvan Dilmen ve İlker Yasin Hakkında


Bu akşam oraya Beşiktaşlıları sinir etmek için bilerek konulmuşlardı sanki. Skor kötü, oyun kötü hiçbir şey doğru gitmiyor üstüne de bu ikili konuşuyor. Espriler,gülüşmeler. Oyunla alakaları yok. Daha gruptan kimin nasıl çıkacaklarından haberleri yok. Vallahi yazık. Ferrari yok savunma gibi kafa vuruyormuş, yok onlar kardeşmiş yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş, sadece ellerinden öpüyorum Rüştü'müş.. Ve daha neler neler. Aferin size aferin.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Tok Açın Halinden Anlar (Mı) Artık

Hüseyin Göçek ne yaptı onu biliyorum. Hatalı korner dönüşü yenilen bir gol. Ve sonrası bildiğin kıyamet zaten. Bütün maçı izleyemdiğim için kamuoyunun fikri olan hakem Galatasaray'ı mahvetti düşüncesine katılıyorum. Ama Beşiktaş'ın hakem itirazlarına "ağlıyorlar her maçtan sonra" diyenlerin bu gece göz pınarları kurudu. Yanlı bir yazı yazmadım bu da kesinlikle yanlı değil. Sadece o lafları diyenler hakları yendiğinde belki de bunu daha iyi anladı. Aşağıdaki videoda Galatasaray-Beşiktaş maçından. Bakın gole hatalı kornerden gol yemenin alası o. Hatalı korner dönüşü golde değil o direkt hatalı kornerden gol. Başlıkta da dediğim gibi tok açın halinden anlar artık belki.

26 Kasım 2009 Perşembe

Delidir Ne Yapsa Yeridir


Doğru ya da yanlış ama profesyonnellik sınırları içinde adamı delirten biri İbrahim Üzülmez. Obertan'ı da çıldırttı dün gece. İkinci yarı bu yüzden Obertan sert fauller yapmak zorunda kaldı ona. Eee boşuna Deli İbo değil lakabı.

22 Kasım 2009 Pazar

Fink Rüyası


Maçtan iki gece önce rüyamda Beşiktaş-Fenerbahçe maçını gördüm. Fink'in uzaktan attığı bir golle maçı Beşiktaş kazanıyordu. Belki bu akşam sadece o golle kazanmadı ama rüyanın Fink'in uzaktan şutuyla gol bulması olan kısmı tuttu. İlk yarının başlarında da Fink'in ayağına top geldiğinde de içimden adam zaten ne kadar topla buluşuyor ki gol atsın dedim. Birkaç dakika sonra rüya gerçeğe dönüştü. Şaşırdım doğrusu...

20 Kasım 2009 Cuma

Biraz Derbiyi Konuşsalar


Kazım twitterde şunu yazmış. Fenerbahçe yenerse Beşiktaş ligden kopar mıymış. O kadın gene bilet kuyruğundaymış. Carlos devre arası için izin isteyecekmiş. Miş miş miş . Derbiye 24 saatten az bir zaman kala basının tek dertleri bunlar. Bazı şeyleri bıraksak da futboldan zevk almaya baksak. Cezayir-Mısır maçında, Cezayirli 145 kişi heyecandan kalp krizi geçirmiş. Adamlar futbola aç. Heyecana aç. Ülkemizde futbol sevgisi azaldı. Eski heyecanlar yok. Eee bunlar olmayınca basın bunlara yönelir taraftar bunlara takılır.

8 Kasım 2009 Pazar

Basına Kanma Hakan Arıkan

Daha geçen haftalar sana kaleci demeyen adamlar bugün sırf Beşiktaş'ı eleştirmek için seni göklere çıkarıyorlar. Basının oyununa gelmezsin umarım. Çünkü bir maç değil senede birçok maçta böyle performans göstermen lazım. Bir iki maçla ne kötü kaleci ne de yıldız kaleci olunur.

6 Kasım 2009 Cuma

Bugün 6 Kasım

Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları için hatırlanmak istenmeyen kara gün. Fenerbahçe taraftarları için de hep hatırlanmak istenecek bir gün 6 Kasım.


4 Kasım 2009 Çarşamba

Kartal Gol Yok Yok

Beşiktaş Ernst'e çok alıştı. O olmayınca ne hücum yapabildi Beşiktaş ne de defans. İleri hiç çıkmayan İbrahim Kaş, Tabata alerjisi olan Mustafa Denizli, ruhları başka yerde olan Bobo ve Tello, Beşiktaş'ta yokları oynayan Uğur İnceman buna eklenince sonuç bu oldu. Konuşacak fazla birşey yok.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Guiza-Nobre / Semih-Serdar Özkan

Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur diye bir söz var. Bu söz bazı alanlar için geçerli olabilir fakat futbol için asla geçerli değil. Futbolda Türk futbolcu övülünce aman şımarır denir, kötü oynadığında da vurulur da vurulur sırtına. Çok şey beklenir onlardan. Göz boyayamazlar. Mücadele ederler uğraşırlar ama yetmez gol de istenir. Nobre ve Guiza mücadele eder hırslı futbolcu olur, hırçın futbolcu olur. Araya bir de gol sıkıştırdıkları zaman onlardan iyisi yoktur. Guiza ve Nobre asıl görevleri olan gol atmayı unutuyorlar bu böyle olunca. Bizim mücadelemiz yetiyor herhalde taraftarlarımıza diyorlar. Serdar Özkan ve Semih gibi Türkler de onları kenardan izliyor. Profesyonellikte var olmayan duygusallık da bizim futbolcular da var deniliyor. Bence az bile duygusallar. Adam hakkını alamıyorken olmayan profesyonellik onların duygusallığında ortaya çıkıyor. İşin ilginç tarafı da bu.

22 Ekim 2009 Perşembe

Wolfsburg-Beşiktaş / Gol Yok Ama Puan Var

Klasik bir cümleyle başlayayım. Maç öncesi bir puan sizin olsun deseler kabul ederdik. Beşiktaş taraftarları bile o kadar ümitsizdi ki 1-0 yenilelim yeter diyenler az değildi. Ama futbol bu. Son dakikalara girerken Wolfsburg bir puan için savaşıyordu. Almanya'da aslında bir deplasman yoktu. Türk seyirciler gene bir Türk takımını yalnız bırakmadı. Kadroya gelince Kasımpaşa maçında ilk onbir başlamayan Tello, İbrahim Kaş, Fink ve İbrahim Üzülmez sahadaydı. Şaşılacak bir durum aslında. Ve aslında bu kadro değişiminin bir yararının olmadığını gördük bu akşam. Beşiktaş'ın en kötü oyuncuları Tello ve İbrahim Kaş'tı. Bir ara pası dışında son derece laubali bir oyun sergiledi Tello. İbrahim Kaş ise berbattı. İlk yarı her atak oradan gerçekleşti. Tek faydası Grafite'nin kırmızı kart pozisyonunda yer almasıydı. Sadece bizde değildi tabi kötü oyuncular. Onlarda kötü oynayanlar da az değildi. Buna rağmen pozisyonlar oldu. Beşiktaş'ın birçok önemli pozisyon olacak atağı düşüncesizce atılan paslar sonucu eridi ve gitti. Tabata'nın da oyuna geç girişi nedeniyle sıkıntı çektik o bölgede. Tabata baştan oynamalıydı bence Tello'nun yerine. Hocanın Uğur İnceman takıntısını da anlamak mümkün olmuyor. Gene girdi Uğur. Beğenmiyorum ve beğenemeyeceğim herhalde bu adamı hiç.

İlk yarı Dzeko'nun kafası çok önemli bir pozisyondu. Şans yanımızdaydı. Dzeko'nun çok iyi oynamasına rağmen gol atamamasında Ferrari ve Sivok'un payının olduğunu düşünüyorum. Özellikle Ferrari gerçekten mükemmeldi. Ernst-Fink ikilisi muhtemelen Alman takımıyla oynuyoruz diye yapılan bir tercihti. Gol atamamamıza rağmen sanırsam Beşiktaş sonunda ideal forvet ikilisini buldu. Nihat ve Bobo. Israr etmek de fayda var. Tabii ki arkalarında da Tabata. Tabata'nın oynadığı dakikalarda Beşiktaş'ın hücumda ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Hakemleri konuşacak olursak ; yan hakemin ofsayt kararlarında pek doğru olduğu söylenemez.
Beşiktaş'ın Türkiye'nin çoğunu yanılttığı bir maç oldu. Galip de gelebilirdik ama yeniledebilirdik. Bu yüzden beraberliğe seviniyorum. Mustafa Denizli'nin normal dakikalarda değişiklik yapmayıp son dakikalarda zaman geçirircesine yaptığı değişiklikleri de anlamadım. Sanırsam Şampiyonlar Ligi'nde alacağı ilk puan onu heyecanlandırdı.

Grafite'nin ikinci maçta oynamaması bizim için avantaj. Bir puan için gelecek taraf bu sefer onlar olacaklar. Bu akşam da gördük ki Dzeko ve Grafite onların herşeyi. Bir kanadı yoksun gelecekler İnönü'ye. Galibiyete bu akşamdan sonra daha çok inandım açıkcası. 7 puan Beşiktaş'ı gruptan çıkartmaya yetecek gibi duruyor. Hadi hayırlısı..

17 Ekim 2009 Cumartesi

Sevindiremeyen Galibiyet

8. dakikada öne geçti Beşiktaş. Süper bir başlangıç. Taraftar protestoya devam etmemiş. Futbolcular için gene artı bir durum. 38.dakikada 2.golü bulmuşsun. Hem de vasat bir futbol sonrası. Bir futbolcu için bunlar moral kaynağı olur normalde değil mi ? Ama Beşiktaşlı futbolcular için değil. İki çok net pozisyona rağmen rezalet bir ikinci yarı oynandı. Tam hakem eksik kaldı dicektik rezalete o da dahil oldu. Ferrari'yi yok yere attı. Zaten futbolcularun ikinci yarıdaki oyununa deli olan Beşiktaş taraftarlarının sinirini iki kata çıkardı. Ferrari'nin kartı yüzde yüz yanlıştır fakat bu gol de en az hakem kadar suçlu ileri uç oyuncuları ve teknik direktördür. Zaten ikinci yarıdaki kötü oyunun baş sorumlusu yaptığı Tabata-Uğur değişikliğiyle Mustafa Denizli'dir. 2-0'dan sonra çok kolay olacak maç gene Beşiktaş taraftarı için eziyet durumuna geldi ve maç sonrası maalesef sevinçten daha çok sinir hali vardı herkesin yüzünde. Sonuçta ne oldu Beşiktaş prestijini geri kazanamadı. Gelecek hafta zorlu geçecek Eskişehir karşılaşmasında ilk onbir başlayacak üç oyuncusunu kaybetti ve galip gelmesi normal olan bir maçı kazandı.

Bir başka değineceğim nokta istatistikler. Bu sene çoğu maçta Beşiktaş ceza alanına orta başta olmak üzere birçok istatistikte rakibine oranla üstünlük sağlamasına rağmen sonuç istediği gibi olmuyordu. Demek ki istatistikler bazen yalan söylebiliyormuş. Ayrıca Tabata'yı da güzel oyunu için tebrik ederim.

6 Ekim 2009 Salı

Bu Lafı Demesen Olmaz Sanki


Tarih 25.07.2008

Açıklama: Beşiktaş'ta kalan defans oyuncusu Gökhan Zan, kariyerini siyah-beyazlı takıma borçlu olduğunu ifade ederek, "bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Beşiktaşlı Gökhan Zan olarak anılmak istiyorum" dedi.

Tarih 4.10.2009

Açıklama: ''Galatasaray camiası benim için çok özel. Buraya geleli çok kısa bir zaman oldu, ama her şeyin en üst düzeyde olduğunu gördüm. Takımın elde edeceği başarılarda benim de emeğimin olmasını çok arzuluyorum. Galatasaraylı Gökhan olarak anılmak istiyorum'' diye konuştu.

Yani bu lafı demekle bence ne Galatasaray taraftarlarını memnun edersin ne de Beşiktaş taraftarını kızdırırsın. Söylemenin anlamı ne ki. İki röportajı da verme. Sen "profesyonel" bir oyuncusun...

4 Ekim 2009 Pazar

Beşiktaş-Denizlispor / Ernst-Fink İkilisi


Maçtaki olaylarla ilgili pek konuşmak istemiyorum. Nasıl olsa basın bunları çok yazacak. Rüştü'yü kadroda görmek şaşırtıcıydı. Üzülmez ve Köybaşı rötasyonu neye göre onu da anlamış değilim. Önemli maça göre desek o da değil. Hafta içi İsmail vardı. İbrahim Kaş'ın olmaması ve bekte Ekrem'in görev alması Beşiktaş için iyiydi. Tabata'yı gerçek mevkiinde izledik ve gayet etkili oldu. Nobre'nin kaçırdığı gol maçı çok erken koparabilirdi. İkinci yarının başında yapılan değişiklikler gene çok gereksizdi. Tabata'nın golü erken gelmese Beşiktaş'ın üç puan alması zordu gene. Belediye maçı gibi olabilirdi.
Beşiktaş bu taktikle oynayacaksa ister deplasman ister lig isterse de Şampiyonlar Ligi maçı olsun Ernst-Fink ikilisiyle başlamalı. Beşiktaş-Antep maçında da bu ikili vardı ve Beşiktaş şanssız bir şekilde kazanamadı o maçı. Şampiyonlar Ligi'nde göremedik ne yazık ki bu ikiliyi. Sivok ve Ferrari ikilisinden gerçekten çok memnunum. Beşiktaş'ın maçlarını izleyenler bilir ancak bunu. Şuana kadar ki sonuçlarda bu ikilinin hata payının fazla olmadığını düşünüyorum. Bir takım elbet gol yiyecektir. Nobre ve Bobo'nun gol atacağı yok. Batuhan'ı bekliyoruz bir umut. Holosko'nun sakatlığı ne kadar üzücü olsa da takımı fazla etkilemeyeceği kesin. Olumlu bir katkısı da olabilir. En azından bir ileri uç elemanı seçeneği yok şuanda. Delgado'yu çok eleştiren biri olarak onu bile özlemiştim ya bugünlerde. Tabata en azından bu akşamlık onu düşündürtmedi. Uzun aradan sonra gelen galibiyet güzel. Mutluluğu fazla yok. Buruk bir galibiyet oldu.

1 Ekim 2009 Perşembe

Krasiç Kadar Başına Taş Düşsün


İleride Nihat, Holosko, Nobre üçlüsünü görünce "defansın işi gene zor bu maç" demiştim.. Rüştü'yü hesaba katmamıştım.. İleride top tutamayan üç forvet ve geride top tutamayan bir kaleciniz var.. Ferrari ve Sivok'a ne diyebilirsiniz ki.. Ya da İsmail'e.. Parasına laf edilecek birisi varsa bu İsmail değil Ernst değil Holosko'dur, Nihat'tır.. Tabata'yı da daha 90 dakika izleyemedik ki be hocam.. Neden geldi bu adam bu takıma o zaman.. 8-0'lık Liverpool maçı sonrası bile bu kadar üzülmemiştim açıkcası.. Maçla ilgili fazla söyleyecek birşey yok kısacası.. İlker Yasin'in eşşiz sunumuna yakışır bir maç oldu.. Krasiç kadar başına taş düşsün emi.. Beşiktaş'ı İlker Yasin'in bile dalga geçtiği takım haline getiren başta forvet elemanları ve kaleci Rüştü'ye teşekkürlerimizi sunuyoruz..