Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2009 Cuma

Tarihten / Meksika 1970 Şampiyon Kadro


Sol Üstten; Carlos Alberto, Felix, Piazza, Brito, Clodoaldo ve Everaldo
Sol Alttan; Jairzinho, Gerson, Tostao, Pelé ve Rivelino.

19 Kasım 2009 Perşembe

Slovenya'yı İzlemelisin Arshavin "Dedic"

Az gol yiyen bir takım Slovenya. İlk maçtaki 2-1'lik skora rağmen Rusya favoriydi. Ama onlar gene gol yemedi. Dedic'le golü buldu ve Dünya Kupası'na gitmeye hak kazandı. Tebrikler Slovenya.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Hajde Džeko Hajde Salihović


Bosna Hersek için tarihi bir gün. Rakip zor. Ama Portekiz'i elemek imkansız değil. Bosna Hersek'i Güney Afrika'da izlemek istiyoruz. Haydi Dzeko, haydi Salihovic ve diğerleri, haydi Bosna. En azından sizinle yüzümüz gülsün.

17 Kasım 2009 Salı

Hangisi Daha Yakın ?

Güney Afrika'ya hangisi daha yakın. Cezayir mi ? Mısır mı ?.. Şuan şanslar eşit gibi gözüküyor. Harita üzerinde de ikisi de hemen hemen aynı mesafe uzaklıkta Güney Afrika'ya. Maçın oynanacağı ülke Sudan ise onlara göre daha yakın. Sudan'dan geçen Güney Afrika'ya ulaşmış olacak. Sudan ise futbolla gündeme gelmiş oldu. Maçın oynanacağı stadyum Al-Merreikh Stadium. Stadyum'un bulunduğu şehir Omdurman. Geçmiş yıllarda savaşla daha çok bilinen şehir bu maçtan sonra futbolla anılacak belki de. On bin Cezayirli maç için Omdurman'a gidecekmiş. Mısırlılar için ise durum daha kolay. Çünkü Sudan Mısır'a vize uygulamıyormuş. Fakat Mısırlıların bir dezavantajı var. Sudan halkı Cezayir'in yanında olacak. Geçmişten kalma bir olaymış. Her dört yılda bir Avustralya ve Güney Amerika'dan bir takımın playy-off maçlarını duyardık, izlerdik. Bu sefer gözler Afrika kıtasında. Heyecanı bol maçı izlemek güzel olacak.

15 Ekim 2009 Perşembe

Bahtsız Ekvador


İki maç öncesine kadar herşey onların lehineydi. Ama yarıştıkları rakipler Uruguay ve Arjantin'di. 90'da gelen Forlan golü ve dün geceki Şili mağlubiyeti.. Herşey onların aleyhine gelişti. Elemelerde 11 maç üst üste yenilmediler. Arjantin'le oynadıkları iki maçta da mağlup olmadılar. Tecrübe eksikliği ve şans faktörü onların 2010'da olmamasına neden oldu.

Çeko Yok Slovakya Var


Böyle olacağı belliydi. Bir türlü isteneni veremeyen genç Çekler ve bir yanda da sürekli kendini geliştiren Slovak futbolcular. Çekoslovakya sonrası Çek Cumhuriyeti adıyla ilk kez 2006'da Dünya Kupası'na katılmıştı şimdi de sıra Slovaklar'da.. 2010'da sürpriz adayı bir takım..

11 Eylül 2009 Cuma

Mesut Dünya Kupası'nı Evinden Seyretmeyecek


Bu işin mili duygusu falan olmaz. Eleştirmek yanlıştı Mesut'u. Orada doğmuş büyümiş biri ve Almanya'yı tercih ediyor. Milli takımda oynamakla birşey değişmiyor. Türk gibi yaşar kendini Türk gibi hissedebilir hala. Sanki Aurelio ve Nobre şuanda bir Türk gibi mi yaşıyor. Sonuç olarak ne kadar doğru bir karar verdiğini görmüş olduk. En azından Dünya Kupası'nı evden seyretmeyecek...

10 Eylül 2009 Perşembe

Atın İntikamı

Tarih 21 Ekim 2007, mekan Wembley, Euro 2008 elemeleri grup maçında İngiltere, Hırvatistan karşısında son şansını kullanıyor. Rahat kazanacaklarını düşündükleri bu maçın onlar için sürprizlere gebe olduğunu çoğu insan düşünmemiştir. Fakat her şey İngiltere'nin aksine gelişiyor, Hırvatlar Kranjcar ve Olic ile iki farklı öne geçerken İngilizler için kabus yaklaşıyordu. Lampard ve Crouch ile beraberliği yakalayan İngilizler "acaba mı?" derken Mladen Petric'in uzaktan şutu ile kabus Wembley'in üzerine çöküyordu. Evet, İngiltere gibi bir ülkeyi İsviçre ve Avusturya'da izleyememiştik. İngiltere artık kendine bir düşman mı edinmişti? Neyse o senelik 2008'de İngiltere'nin öcünü biz çeyrek finalde almıştık.

İngiltere artık 2010'a katılmayı beklemekten başka yapacak bir şeyi yoktu. Derken Afrika 2010 elemeleri grup kuraları çekildi. İngiltere'nin grubunda Hırvatistan'ı görünce çok şaşırmıştım ama bir yandan da sevinmiştim. İngilizler'in belki de içlerinden geçirdiği bir kura çekilmişti bana göre. İntikam vakti görünmüştü. 10 eylül 2008'de Hırvatistan'ı orada 4-1 mağlup ederek, adeta "Daha dur Hırvatistan, daha bitmedi!" der gibiydi İngilizler. Ve 9 Eylül 2009 günü geldi çattı. 87 bini aşkın kişinin doldurduğu Wembley'i adeta bir mabet gibiydi. Herkes galibiyetten emin, hırs yüklü bir şekilde yakın geçmişin intikamını almak istiyor gibiydi. Bu baskı altında Hırvatların da elleri ayaklarına karışıyordu. Bocalayan Hırvatlar İngilizleri durduramıyordu adeta. Lampard ve Gerrard'ın ikişer golleri ve Rooney'in golüne Hırvatlar Arsenalli Eduardo ile cevap veriyordu. 90 dakika sonunda tabelada 5-1 yazıyor, Hırvatları ezerek oynanan muhteşem oyun İngilizleri yeterince mutlu ediyordu. At intikamını almış sayılırdı artık çünkü.

Hırvatlar hala 1 maç fazlası ile ikinciliklerini koruyor fakat Ukrayna da böylece, akşam Beyaz Rusya karşısında galip gelemese de, işe ortak oldu. İngilizleri yenmeleri şart tabi.

Tarihten

Dünya Kupası hayallerimizin gerçeğe dönüşmesi bu geceki Bosna maçından sonra mucizelere kaldı. Bende eski Dünya Kupası finallerinden beğendiğim bir resmi yayınlamak istedim. Bu fotoğraf 86 Meksika finalinden. Arjantin ve Batı Almanya finali. Burruchaga Schumacher'in yanından Arjantin'i 3-2 öne geçirecek olan gol vuruşunu yapıyor ve sevinmek için koşusuna başlıyor. Briegel ise sadece izlemekle yetiniyor.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Anlarım Seni Albertini


Yukarıdaki fotoğraf 1994 Dünya Kupası finalinden. Roberto Baggio penaltıyı kaçırıyor ve yıkılıyor. Yanına gelen kimse yok. Açıkçası halinden kimse anlamamış. Dört sene sonra çeyrek finalde Fransa karşısında tarih tekerrür ediyor. Bu sefer penaltıyı kaçıran Albertini. Hemen yanıbaşında da teselli eden Baggio. Alberti'nin halini en iyi o anlıyor olsa gerek. Albertini kendini şanslı saymalı. Hiç yoktan onu teselli eden biri olmuş.

Pazite! Bosna i Hercegovina

Dikkat ! Bosna Hersek diyorum..
Herkes bu maça bizim cephemizden bakıyor. Ama biz bu maça Bosna tarafından yaklaşalım dedik. Onlar için ilginç bir tesadüf belki de bu. Çoğu Boşnak'ın ikinci takımı olan Türkiye'yle tarihlerindeki en önemli maçlardan birine çıkmak. Futbolcuların form durumu, stadın oyuncu üzerindeki baskısı ve taraftarın maça olan ilgisi.. Hepsinden az da olsa bahsetmek istiyorum bu yazıda.

Bilino Polje.. Belki de tarihinde NK Čelik Zenica- Sarajevo derbilerinden de daha önemli bir 90 dakikaya ev sahipliği yapacak. 25.000 kapasitesi bulunan bu sahanın zemini iyi sayılmaz. Fakat Kadir Has'tan da daha kötü olacağını düşünmüyorum. Stadın yapısı itibariyle baskının hissedileceği bir gerçek. Fakat biliyoruz ki bizim Milli Takım'ımız da baskı altında çok daha iyi işlere imza atar.

Bh Fanaticos.. Biz de olmayan türden bir taraftar grubu. İşleri güçleri milli takımları. Geçen sene İnönü'deki maçta bile takımlarını yalnız bırakmamışlardı. Meşale, konfeti ne varsa içeri sokmuşlardı. Hatırlıyorum.. Büyük bir ihtimalle yarın maçın ilk dakikalarında sahayı bir sis bulutu kaplayacaktır. Konfetiler de cabası. Fanatiklerdir ama Milli Takım'ımız aleyhine tezahürat yapacaklarını sanmıyorum. Geçen seneki maçtan önce Çiro'nun yaptığı açıklamayı hatırlıyorum. '' Evet, biz Bosnalılar Türkiye'yi çok seviyoruz, Türkiye'nin her zaferinden sonra sokaklara dökülüyoruz ama Cumartesi günü Türkler rakibimiz. Bari bu maçta kendi formalarımızı giyelim.'' demişti Çiro. Bosnalılar'ın "Türkiye" sevgisini daha iyi anlatacak sözler bulamayız herhalde.

Taktikleri artık dünyada az kullanılan 3-5-2. Kadrodaki iki Wolfsburg'ludan biri olan Dzeko sezona Ziani kavgasıyla başladı. Diğer Wolfsburg'lu Misimovic çok formda. Ermenistan maçında cezalıydı. Bizim maçta sahadaki yerini alacaktır. Ibısevic ağır sakatlıktan sonra kendini tam olarak bulamadı. Bundesliga'da dört maçı da boş geçti. Hatta bu dört maça ilk onbir başlamasına rağmen 90 dakikayı göremedi. Salihovic duran topların etkili ismi. Bir diğer dikkat edilecek isim Pjanic. Lyon'da bu sezon forma bulmaya başladı. 5-1'lik Anderlecht maçında şık bir frikik golü kaydetmişti. Ligte de bir golü var. Savunmasında Eskişehir'den tanıdığımız Nadarevic var. Savunması hücumuna göre çok daha kalitesiz. Baskı altına alabilirsek çok dayanabilecek bir savunmaya sahip değiller. Ön liberoda da Rahimic'in oynamasını bekliyoruz. CSKA'da 2001'den bu yana istikrarlı bir performansı olmasına rağmen milli takım formasını yeni yeni giyiyor.

Onların yarın üç puan için çıkacağını zannetmiyorum. Bir puan onlar için yeterli. Savunmada hata yapmazsak bu maçı alacağımızı düşünüyorum. Başarılar Türkiyem. Kalbimimiz seninle..

7 Eylül 2009 Pazartesi

Afrika biletleri kapış kapış!

Renkli kıtanın renkli Dünya Kupası yaklaştıkça futbolseverlerin heyecanı artıyor merakla belli olması beklenen katılımcılar da artık bir bir kendini gösteriyor.

Afrika’ya ilk bileti 6 haziran’da Japonya kapmıştı. Dünya Kupaları’nda üst üste 4. kez izleyeceğimiz Japonya’nın teknik direktörü Takeshi Okada 1-0 kazandıkları Özbekistan maçı sonrasında; çok mutlu olduklarını, oldukça iyi oynadıklarını ve kalan maçlarda da bu şekilde oynamaları gerektiğini söyledi.Okyanusya’dan devamlı görmeye alıştığımız Avustralya’yı da tekar izleyeceğiz. Asya elemelerinde son altı maçında sadece 1 gol atsa da son maçında Katar ile 0-0 kalarak A grubunda 14 puan toplayarak Afrika’ya gitmeye hak kazanmıştı Avustralya geçtiğimiz haziran ayında. Teknik direktör Pim Verbeek de; Dünya Kupası’nın çok büyük bi olay olduğunu ve bunu dört gözle beklediklerini dile getirirken bu kez geçen turnuvadakinden daha iyi olmaları gerektiğini de ekledi.

Güney Kore de haziran ayında BAE' yi 2-0 mağlup ederek ard arda 7. kez Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmıştı. Teknik adam Huh Jung-Moo ise; bu işi başardığımız için çok mutlu olduğunu, performanslarının çok memnun edici olduğunu ve oyuncuların elemeler boyunca mükemmel olup çok büyük bi iş yaptıklarını belirtti.

Hollanda da bildiğiniz üzere haziran ayında oynadığı İzlanda maçını 2-1 kazanarak Avrupa'dan kupaya gitmeyi garantileyen ilk ülke olmuştu. Teknik adam Bert van Marwijk ise şunları söylemişti: " Amacım finallere katılmaktı ve şimdi önümüzde 1 senelik hazırlanma süremiz var. Grubumuzda üst üste aldığımız 6 galibiyet her övgüyü hakediyor."
Iran'ın bugün öncesi Güney Kore'yi yenememesi ile Kuzey Kore'ye Suudi Arabistan karşısında beraberlik yetiyordu. Nitekin öyle oldu ve 17 Haziran'da 0-0 biten maçla, 1966 yılından beri Dünya Kupalarında olmayan bir takımı izleyeceğiz Afrika'da: Kuzey Kore. Teknik direktör Kim Jong-Hun: " Suudi Arabistan'da hava çok sıcaktı ve bildiğiniz üzere çok uzun bi yolculuk yaptık. Fakat oyuncuların yapabileceğine olan inancımız sayesinde bileti kaptık." dedi.

Geçtiğimiz haftasonu oynanan eleme maçlarında ise 2 bilet daha basıldı. Bütün dünya kupalarına katılan Brezilya'da bu adetini bozmadı ve hem de ezeli rakibi Arjantini deplasmanda devirerek Afrika biletini kaptı. Başındaki Maradona ile Arjantin'de, Brezilya'ya ikinci kez kaybediyordu. Brazilya teknik patronu Dunga ise; büyük şampiyoluklar elde etmiş ve şimdiye dek grupta evinde maç kaybetmemiş büyük bir takımı yendikleri için mutlu olduklarını, ayrıca Messi'nin dünyanın en iyi futbolcusu olabileceğini belirtti. Ev sahibi Güney Afrika'ya Afrika kıtasından gitmesi kesinleşen ilk ülke, Sudan'ı Muntari ve Essien'in golleri ile 2-0 geçen Gana oldu. Michale Essien is şunları belirtmiş: "Gana halkı bizden kazanmamızı istedi ve biz de onları kırmadık. İlk kez bu kıtada yapılacak bir Dünya Kupası'na ilk katılan Afrika ülkesi olmak ne fantastik bi duygu."

11 Temmuz 2009 Cumartesi

11 Temmuz ..


11 Temmuz 2005'te spor yayıncılığının duayenlerinden Kenan Onuk'u kaybetmiştik..Küçük yaşlarımızda 90 Dakika programı sayesinde sporu sevmemizi sağlayan Kenan Onuk'u saygıyla anıyoruz...
----------------------------------------------------------------------

1982 Dünya Kupası Finali..

İtalya-Batı Almanya arasında oynanan finali İtalyanlar 3-1 kazanmıştı
İtalya'nın gollerini Rossi ,Tardelli ve Altobelli ; Almanların tek golünü ise Breitner atmıştı..
Bu skorla İtalyanlar kupayı üçüncü kez kaldırdı..

5 Temmuz 2009 Pazar

Vuvuzelalar..


Bilindiği gibi 2010 Dünya Kupası Güney Afrika'da..Afrika'nın yerli halkının çoşkusunu gösteren alet ise vuvuzela.. Brezilya'nın mutlu sona ulaştığı Konfederasyon Kupasında tüm dünyada ki futbol severler vuvuzelayla tanıştı. Fakat hiçbir futbol severin bu aletten hoşnut kaldığı söylenemez.Çıkardığı o acayip sesin televizyon ekranlarındaki izleyicilere arı vızıldaması gibi gelmesi ayrı bir konu saha içinde ki futbolcuların konsantrasyonunu bozabilme ihtimali apayrı bir konu.Bir futbolcunun vuvuzele sesiyle daha iyi penaltı atacağını sanmıyorum.

Fifanın gelen şikayetler üzerine bu konu da girişimlerde bulunması Afrika halkını yıldıracak gibi durmuyor.''Bu bizim doğamız,bizi yansıtan budur '' diyen Afrikalı kardeşlerimizin bu aletin kullanımda 2010 a kadar daha profesyonel olması kaçınılmaz gibi.Olası bir Arjantin-Brezilya maçında arkadan vuvuzela ile icra edilen bir Mi Vida duyarsanız şaşırmayın derim..