Derbiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derbiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009 Pazartesi

Derbi'nin ardından!!!


Birçok yorumlar yapıldı, bu sene herşey farklı olacak dendi ama gelenek yine bozulmadı ve sarı-lacivertliler ezeli rakibi Galatasaray'ı evine eli boş gönderdi. Maç öncesi yaşanan gereksiz gerginlikler, maçın sert geçeceğini işaret eder gibiydi. Naç başında Emre'nin Baros'a yaptığı sert hareket bence Galatasaray'ın en önemli silahını adeta ellerinden alıyordu. Fener'in işi kolaydı, iyice kolaylaştı böylece. İlk yarıda Nonda'nın kafa pozisyonu dışında tehlike yaratamazken Galatasaray, rakibi bir çok gol pozisyonundan birini skora dönüştürdü. İkinci devrede de Galatasaray'ın başına 2 kötü şey daha geliyor ve sakatlık-penaltı-kırmızı kart 3'lüsünün hepsine sahip oluyordular. Bu durumda beraberliği kurtarsalar çok büyük iş yaparlardı ama Fenerbahçe oyun disiplininden hiç kopmadı ve 10 yıllık geleneği bozmayarak istediğini aldı. Galatasaray bu Kadıköy'de kazanması için ne yapması gerektiğini bulmak gerçekten çok zor.

11 Eylül 2009 Cuma

Derbiye Saatler Kala


Bilindiği üzere sezonun ilk derbisi Cumartesi günü saat 21:00' da Ali Sami Yen Stadı'nda Galatasaray ve Beşiktaş arasında oynanacak.

Milli maçlar arası nedeniyle derbinin önemi ve heyecanı bu sefer çok fazla dile gelmedi. Özellikle Milliler'imizin çıkacağı maçların çok önem taşıması ve Bosna Hersek maçının final havasında olması da sezonun ilk büyük maçının çoşkusunun önüne geçti. Ülkemizde derbi tartışmalarının günler öncesinden yapılmaya başlandığı düşünülürse, Cumartesi günü oynanacak maçın bir hayli unutulduğunu rahatça söyleyebiliriz. Derbi, Bosna maçından sonra gazetelerde ve sitelerde yer almaya başladı. Şu 2 gündür milletin aklında.

Derbi öncesi kulüplerimizi ele alırsak eğer; ev sahibi olmanın verdiği avantaj, ligdeki güzel başlangıç ve atak futbol, yabancı oyuncularının Dünya Kupası elemelerindeki performansıyla Galatasaray bir adım daha önde. Beşiktaş'ın ise, lig başlandığından beri gol yollarındaki sıkıntısı bir gerçek. Ancak savunma Beşiktaş taraftarına güven veriyor.

Günlerdir Mustafa Denizli'nin taktik değişikliğe gideceği yazılıp çiziliyor. Her ne kadar doğru bilinmez ama karşısında üstüne gelecek bir Galatasaray olacağı kesin. Rijkaard geldiğinden beri topu 3. bölgede tutmaya çalışan bir Galatasaray izliyoruz. Elano'yu sarı-kırmızı forma altında daha tam izleyemedik ama Arda, Baros, Keita ve Kewell-Aydın tercihi o bölgede çok etkili. Elano'nun da oynayacağı düşünülürse teknik kapasitesi bir hayli artacak.Pas yüzdesi yüksek olacaktır. Yan toplarda Baros'un Sivok-Ferrari ikilisi içinde ezileceği düşünülürse; Arda,Elano ve Keita'nın savunmayı ortadan yaracak olan driblingleri, dar alanda yapacağı 2'ye 1'ler, Arda-Elano çiftinin atacağı öldürücü paslar ve Baros'un doğru koşuları Galatasaray'ı gol pozisyonlarına sokacaktır.

Bu maçta Beşiktaş'ın kanatlarına çok iş düşeceğini düşünüyorum. Sağ bekte büyük ihtimal Erhan'ın olacağını sanıyorum.İbrahim Toraman'ın sakatlığı geçmiş olsa da tam olarak bu maçın temposuna hazır mı onu bilmiyoruz. Erhan'ın görev aldığı 3 maçta yaptığı bindirmeler bir hayli iyiydi. Fakat Elano'nun ortada oynayacağı düşünülüp Arda'nın sol çizgide görev alacağı göz önünde bulundurulursa, savunmasına daha dikkat etmek zorunda kalacaktır. Önünde oynayacak ismin de geriye dönüşleri çok önemli. Aynı şeyler İsmail ya da İbrahim Üzülmez içinde geçerli. Keita'nın birebirlerde ki kabiliyeti onları zor durumda bırakabilir. Yanlarındaki stoperin kademelere iyi girmesi gerek.

Beşiktaş'ın 4-3-3 düzeninde sahaya çıkacağı düşünülürse; ortasahadaki üçlünün Fink, Ernst ve Tabata olması muhtemel. İleri 3'lüde solda Tello olacaktır büyük ihtimalle. Holosko'nun da sağa yakın oynayacağını düşünüyorum.Milli maçtan da güzel dönmüştü. Ortada Bobo, Nihat ve Nobre 3'lüsünden hangisi oynar tam olarak emin değilim ama hazır bir Nobre bu maç için daha uygun. Topu aldığından oyunu kanatlara açabilecek, yüksek toplarda olası Emre Aşık-Servet ikilisiyle mücadeleye girebilecek, takımı rahatlatıp hucüma çıkarabilecek en iyi isim. Sağda Holosko bu Hakan Balta'yı çok zorlayacaktır. Topu atıp uzayan bir Holosko içeriye iyi toplar gönderirse sağlam pozisyonlar gelir. Üzerine oynanırsa Beşiktaş çokça fırsat bulabilir. Tello'da adam eksiltebilen bir oyuncu. Keita'nın da bekine çok yardıma gelmeyeceği düşünülürse ordan da etkili hücumlar gelebilir. Tabata'nın oyunu iyi yönlendirmesi,iyi kurması, önünde Nihat'ın olması durumunda yada olacağı dakikalarda arkaya atacağı derin toplar, yavaş Servet-Emre ikilisine zor anlar yaşatır.

Fink-Ernst ve Mustafa Sarp-Mehmet Topal,(Ayhan) orta alanda fizik gücüne dayalı bir mücadeleye gireceklerdir. Seken topların toplanmasıda hangi 2'li daha etkili olursa oyunu yönlendirebilir. Bu ikililerin orta alanda iyi basması, rakibe kolay top yaptırmamaları gerekir. Özellikler Fink ve Ernst'e bu konuda çok iş düşecek sanırım.

Kaleciler de büyük süpriz olmazsa Hakan Arıkan ve Leo Franco. Hakan şu ana kadar gayet iyi bir performans gösterdi fakat Leo Franco için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Galatasaray taraftarının beklentilerini karşılayamadı. Hala tam olarak güvenemiyorlar.

Ben bir Fenerbahçeli olarak bu derbiyi anca bu kadar yorumlayabildim. Galatasaray maçın favorisi olsada klasik bir cümle:''Derbilerin favorisi olmaz.'' Böyle zamanlarda hep süprizler meydana gelmiştir. Tek temennim dostluk içinde bir mücadele olması. Geçen seneki Galatasaray-Fenerbahçe derbisi sonrası güzel görüntülere şahitlik eden derbilere ihtiyacımız var.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Büyük Maçlar Haftasının Ardından

Derbi mi desek büyük maç mı desem bilemiyorum ama bu hafta farklı ülkelerde güzel maçlar vardı.. Çoğu maçın skoru şaşırtmadı beni..

Türkiye'deki derbinin adresi Bank Asya 1.Lig'ti.. "Çukurovası Derbisi" tabir edilen maçı izleme fırsatım oldu tvden.. Adanaspor Mersin'i deplasmanda 2-1'lik skorla geçti.. Adanaspor'da Kibong ve Mbilla'yı izlemek güzeldi.. Mersin'in de yeni sezona hazır olmadığı açıkça görüldü..

Fransa'da Lyon'u yakalayan iki takım Marsilya ve Bordeaux karşılaştı.. Açıkcası en zevkli geçmesi beklenen maç 0-0 sona erdi.. İki takım da şunu bilmeli ki karşılarında geçen seneki Lyon yok..

Belçika'da sezona iyi giren Anderlech ve kötü giren Liege'in maçında da eşitlik bozulmadı.. Maçın skoru 1-1... Avusturya'daki Viyana derbisinde de skor aynı.. Austria Wien'de golü futbolcu eski Trabzon'lu Tomas Jun'muş ..
İki sene öncesine kadar kim derdi ki Bayern-Wolfsburg maçı derbi gibi görülecek.. Bayern tecrübesiyle maçı 3-0 kazandı.. Yeni transfer Robben'in iki gol atması Bayern için sevindirici.. Wolfsburg'un son iki haftadaki skorları Beşiktaş için olumlu..

Ada'da Manchester-Arsenal karşılaştı.. Arsenal mağlubiyeti haketmedi.. Manu'nun şansı yanındaydı.. Bu seneki maç diğer senelerdeki Manu-Arsenal maçlarına oranla sönüktü..

Mestalla'da David'lerin sustuğu maçta Hernandez ve Mata sahnedeymiş.. Valencia 2 Sevilla 0
İtalya'da İnter Gattuso'nun da yardımıyla Milan'ı 4-0'la geçerken ; Roma'da Diego rüzgarı esti.. Juve'nin gollerinde Diego ismini daha çok göreceğimizden eminim..


Gelecek hafta milli maç arası var.. Ondan sonraki haftada Dortmund-Bayern Lazio-Juventus Galatasaray-Fenerbahçe bizleri bekliyor..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Dzsudzsák - Suarez 4-3

Dün Hollanda Ligi'nde seyir zevki açısından müthiç bir maç oynandı.. PSV iki kez geriye düştü ama en sonunda gülen taraf oldu.. Maçta öne çıkan çok sayıda şey oldu.. Öncelikle Dzsudzsak ve Suarez'den bahsetmem gerek.. Takımları adına herşeyi yaptılar.. İkisi de 2 gol bir asistle oynadı.. Dzsudzsak'ın Robben'i andıran bindirmeleri, sol ayağıyla Adriano gibi attığı sert şutlar harikaydı.. İki frikik golü vardı, birçok şut attı ve çoğu kez faulle durduruldu.. PSV taraftarı dakikalarca onun adına tezahüratlar yaptı..Genç Polonyalı'nın seneye rotası ya Premier Lig ya da La Liga olur.. Bunu söylemek yanlış olmaz..

Ajax'ın yıldızı Suarez'in de Dzsudzsák'tan hiç aşağı kalır bir tarafı yok.. Tek şanssızlığı ilerde çok yalnız kalmasıydı.. Buna rağmen ileride top tutma özelliği çok iyi.. Süratli ve çok rahat adam eksiltebiliyor.. Ooijer ve Simons tarafından çok sayıda faule maruz kaldı.. Hakem de bu hareketlere göz yumunca ikinci yarı etkisiz kaldı Suarez.. Huntelaar'dan sonraki boşluğu çok rahat doldurmuş izlediğim kadarıyla.. Onun da Hollanda macerası diğer nice Ajax futbolcuları gibi birkaç sene içinde biter..


Maçın hakemi hakkında konuşmamak da olmaz.. Pieter Vink kötü bir maç çıkardı.. Simons ve Ooijer'in maçı kartsız tamamlamaları şaşırtıcı.. Suarez'e gösterdiği kart da çok anlamsızdı.. Pozisyonda faul bile yoktu.. Ev sahibi taraftarlar etkisine almaya başardı Vink'i..

Hollanda televizyonunu da unutmamak lazım.. Topu çekmeyen bir kameraman vardı.. Bunu gördükten sonra Türk kameramanlarına laf söylemek ayıp olur.. Tam anlamıyla rezalet bir çekimdi.. Harika maçın tek kötü yanı buydu..