Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2009 Cuma

Tarihten / Meksika 1970 Şampiyon Kadro


Sol Üstten; Carlos Alberto, Felix, Piazza, Brito, Clodoaldo ve Everaldo
Sol Alttan; Jairzinho, Gerson, Tostao, Pelé ve Rivelino.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Afrika biletleri kapış kapış!

Renkli kıtanın renkli Dünya Kupası yaklaştıkça futbolseverlerin heyecanı artıyor merakla belli olması beklenen katılımcılar da artık bir bir kendini gösteriyor.

Afrika’ya ilk bileti 6 haziran’da Japonya kapmıştı. Dünya Kupaları’nda üst üste 4. kez izleyeceğimiz Japonya’nın teknik direktörü Takeshi Okada 1-0 kazandıkları Özbekistan maçı sonrasında; çok mutlu olduklarını, oldukça iyi oynadıklarını ve kalan maçlarda da bu şekilde oynamaları gerektiğini söyledi.Okyanusya’dan devamlı görmeye alıştığımız Avustralya’yı da tekar izleyeceğiz. Asya elemelerinde son altı maçında sadece 1 gol atsa da son maçında Katar ile 0-0 kalarak A grubunda 14 puan toplayarak Afrika’ya gitmeye hak kazanmıştı Avustralya geçtiğimiz haziran ayında. Teknik direktör Pim Verbeek de; Dünya Kupası’nın çok büyük bi olay olduğunu ve bunu dört gözle beklediklerini dile getirirken bu kez geçen turnuvadakinden daha iyi olmaları gerektiğini de ekledi.

Güney Kore de haziran ayında BAE' yi 2-0 mağlup ederek ard arda 7. kez Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmıştı. Teknik adam Huh Jung-Moo ise; bu işi başardığımız için çok mutlu olduğunu, performanslarının çok memnun edici olduğunu ve oyuncuların elemeler boyunca mükemmel olup çok büyük bi iş yaptıklarını belirtti.

Hollanda da bildiğiniz üzere haziran ayında oynadığı İzlanda maçını 2-1 kazanarak Avrupa'dan kupaya gitmeyi garantileyen ilk ülke olmuştu. Teknik adam Bert van Marwijk ise şunları söylemişti: " Amacım finallere katılmaktı ve şimdi önümüzde 1 senelik hazırlanma süremiz var. Grubumuzda üst üste aldığımız 6 galibiyet her övgüyü hakediyor."
Iran'ın bugün öncesi Güney Kore'yi yenememesi ile Kuzey Kore'ye Suudi Arabistan karşısında beraberlik yetiyordu. Nitekin öyle oldu ve 17 Haziran'da 0-0 biten maçla, 1966 yılından beri Dünya Kupalarında olmayan bir takımı izleyeceğiz Afrika'da: Kuzey Kore. Teknik direktör Kim Jong-Hun: " Suudi Arabistan'da hava çok sıcaktı ve bildiğiniz üzere çok uzun bi yolculuk yaptık. Fakat oyuncuların yapabileceğine olan inancımız sayesinde bileti kaptık." dedi.

Geçtiğimiz haftasonu oynanan eleme maçlarında ise 2 bilet daha basıldı. Bütün dünya kupalarına katılan Brezilya'da bu adetini bozmadı ve hem de ezeli rakibi Arjantini deplasmanda devirerek Afrika biletini kaptı. Başındaki Maradona ile Arjantin'de, Brezilya'ya ikinci kez kaybediyordu. Brazilya teknik patronu Dunga ise; büyük şampiyoluklar elde etmiş ve şimdiye dek grupta evinde maç kaybetmemiş büyük bir takımı yendikleri için mutlu olduklarını, ayrıca Messi'nin dünyanın en iyi futbolcusu olabileceğini belirtti. Ev sahibi Güney Afrika'ya Afrika kıtasından gitmesi kesinleşen ilk ülke, Sudan'ı Muntari ve Essien'in golleri ile 2-0 geçen Gana oldu. Michale Essien is şunları belirtmiş: "Gana halkı bizden kazanmamızı istedi ve biz de onları kırmadık. İlk kez bu kıtada yapılacak bir Dünya Kupası'na ilk katılan Afrika ülkesi olmak ne fantastik bi duygu."

Olmadı Adriano..


Dün sabaha karşı oynanan Arjantin-Brezilya maçını Ntv sayesinde herkes canlı izleme fırsatı buldu. Herşey çok güzeldi. Oynanan oyunu, atılan güzel golleri, zaman zaman Messi ve Kaka'nın dikine gidişlerini ve ülkemizde top koşturan Elano-Andre Santos ikilisini izlemek keyifliydi. Gel gelelim Ronaldinho'nun alınmadığı kadroda benim en beğendiğim forvet oyuncuları arasında gelen Adriano ilk 18'deydi. Acaba girer mi? Girerse gol atar mı? Ya da füze gibi bir frikik çıkarır mı diye bekledim hep. Onu sahanın yanında ısınırken gördüğümde bir hayli heycanlandım.

'' Futboldan soğudum, ailemle ilgilenmek istiyorum '' dediğinde gerçekten çok üzülmüştüm. Ancak kariyerine başladığı Flamengo'ya dönünce içimde buruk bir sevinç olmuştu. Hiç olmazsa futbolu bırakmamıştı. Flamengo'da da hiç fena bir performans göstermiyordu açıkçası. Belki futbolunu tekrar geliştirip ya da futbolu tekrar sevip 2. Avrupa macerasına yelken açar diye düşünmüştüm.


Dün geceye dönecek olursak dediğim gibi onun girmesini bekliyordum ve beklediğim an geldi. 77'de Fabiano'nun yerine girdiğinde birden yıkıldım. Tanınmaz bi hal içindeydi Adriano. O eski atletik yapısının yerine kilolu, durmadan gülen,babacan tavırlar içinde, bu sporu öylesine yapar gibi gözüken bir Adriano vardı karşımızda. Öyle ki giydiği şortun içine bile sığmıyordu. Tamam İnter'deki dönemlerde de ince sayılmazdı ama bu çok farklıydı. Gerçekten yıkılmıştım. En sevdiğim futbolcuyu böle görmek üzmüştü beni. O'na bu değer verilirken, Ronaldinho'nun alınmadığı milli takıma çağırılırken, kendini tekrar göstermesi için eline bir fırsat geçmişken, onun kendini böyle salması bir hayli üzmüştü beni. Gerçekten futboldan soğuduğunu anladım dün gece. Süre aldığı 13 dakikada da pek birşey yapamazdı, yapamadı zaten.

Diyeceğim o ki hayranı olduğum bir futbolcuyu bir daha pek izleyemeyeceğimi anladım. Tek ümidim aynı duyguları Ronaldinho için de yaşamamak.

Artık Adriano'yu anca playstation'da görürüm.