Aslında birkaç hafta öncesinde Diyarbakır’daki Fenerbahçe maçında yaşanan olaylardan bahsederek başlayalım. Diyarbakır’ın maç başında sert oyununa ‘tamam’ diyebiliriz. Bu takım lige yeni çıkmış, kendilerine toplama takım denip belki küçümseniyorlar. Bu yüzden olmalı ki kendileri de iyi olduklarını kanıtlamak için teknik özelliği yüksek Fenerbahçe oyuncularına karşı ikili mücadelelerde oldukça serttiler. Belki yıldırma tekniği falan. Bunda oldukça başarılı giderlerken, Diyarbakırspor takımı asıl rakiplerinin Fenerbahçe olmadığını taraftarlarının gösterdiği çirkin davranışlarla anlıyordu. Nitekim oyuncuların da konsantresi dağılmış olmalı ki öne geçtikleri maçı bile kaybediyorlardı. Bence yenilgideki en büyük nedenlerden biri taraftarlardı. Bazı provokasyon ve zarar verme amacı taşıyan bu taraftarlar yüzünden saha kapatma cezaları da peşin sıra geliyordu. Ben taraftarı olmasam da o maçı Fenerbahçe’nin kazanması için dua ediyordum. Çünkü hak etmiyorlardı hiçbir şeyi...Ne 3 puanı, ne de süper ligi. O maçtan sonra ben şundan yüzde yüz eminim ki; bütün Fenerbahçeliler Diyarbakırspor’dan ve onu destekleyenlerden nefret etmeye başladı. Bunun yanında diğerler takımların taraftarlarını da koyarsak bu kızgınlık ne haddeye geldi onu siz düşünün.

Tahminime göre çoğu provokasyon amacı taşıyan bu taraftar kılığındaki kişiler ayrıca Diyarbakırspor başkanını da sevmediklerini ve Türk futboluna hizmet etmek isteyen bu kulübe ve Türk futboluna köstek olmaya çalıştıklarını tahmin ediyorum. Belki de Çetin Sümer her yerde barış ve dostluk mesajları verdiğindendir bu.

Allah herkesi cahilin şerrinden korusun!